Buraya her gelişimde kendimi özel hissederim. Hatta gelirken yaşadığım heyecan çok daha fazladır. Antalya’dan batıya doğru yola çıktığınızda sol tarafınızda Akdeniz size eşlik eder. Bu yolda kısık sesli sakin bir müzik ve yavaş bir süratle camlarınızı açarak yolculuk etmek en güzelidir. Böylece denizin kokusunu alabilir ve birkaç saat sonra içli dışlı olacağınız Akdeniz ile bir aşinalık elde edersiniz. Bir ön tanışma. Yol boyunca size Akdeniz’in muhteşem doğası eşlik eder. Kemer’i geçtikten on beş kilometre sonra kadar solda Çıralı/Chimeare antik kenti yazısını görürsünüz…
İşte oradan dönüp azıcık durakladım, manzarayı biraz izledikten sonra Bey dağlarının arasından kıvrıla kıvrıla inen mide bulandırıcı yolu bu kez huzursuz bir şekilde indim. İlk kez yalnız geliyorum buraya. Normalde yanımda “o” varken neşeyle dönerdim virajları. Mideme oturan bulantıyı sevinçle karşılardım. Bu bulantı, geçireceğim muhteşem günlerin adeta bir habercisiydi. Midem bulanık, başım manzara ve sevdiğimin sarhoşluğu ile hafif dönük süzüle süzüle sıfır noktasına varırdım. Bir ay oldu öleli. Dağıldım. Bir ayda 6 kilo verdim. Sadece hayatta kalabilmek için bir şeyler yedim. Ve bugün ilk kez evden çıktım ve kendimi Çıralı’da buldum. Kaldığımız pansiyonda kalıp, gezdiğimiz sokakları gezebilmek için. Yemek yediğimiz restaurantta oturup denize ve dağlara karşı rakı içebilmek için. Çünkü hatırladığım son mutlu anılarım Çıralı’ya ait. Hayat benim için burada durmuş gibi. Belki de iyice sarhoş olup gece Karetta Karettalar ile sohbet ederim. Onlara anlatırım biraz da aşkımı. İçime atmaktan yoruldum. Eminim yumurtalarını bırakırken yorum yapmadan dinlerler beni. Yumurtlama mevsimleri mi onu da bilmiyorum ki!
Bildiğim tek şey; ben mutlu anıların üzerinde, oradan oraya tepinip hepsini un ufak etmeye