Saçlarınız bir sabah güneşinin ışığı,
Elleriniz beyaz bir yasemen demetidir;
İnsafsız tali'imin önünüze attığı
Benim çılgın gönlümün çılgın muhabbetidir...
Gözünüzün rengi nasıldır bilmiyorum,
Çünkü ne zaman baksam gözlerim kamaşıyor.
Gönlüm şimdi ufak bir sevinçten bile mahrum,
Yalnız sizi kazanmak emeliyle yaşıyor...
Bilmezsiniz kalbimin ne türlü çarptığını!
İşte, benim ömrünün musikisi bu sestir...
Kızıl dudaklarınız birer ateş yığını
Benliğim de onlara âşık ateşperesttir!..
Sayfa 115 - Servet-i Fünun, (1622/148), 15 Eylül 1927·Kitabı okudu
Benim kafam acayip bir dimağ taşıyor,
Her dakika insanlardan uzaklaşıyor.
Zaman zaman mağlup olsam bile etime,
İnsan olmak dokunuyor haysiyetime.
Büyük, temiz bir arkadaş arıyorum ruhum,
İşte rüzgar, şimdi sana sığınıyorum!