“Anlıyor musunuz sayın bayım, bir insanın artık gidebileceği hiçbir yerinin olmaması ne demektir, anlıyor musunuz? Çünkü her insanın gidebileceği hiç değilse bir yerin olması gerekmez mi?..”
Konuya hemen girmemiz, olayların hızla ilerlemesi, ufak detayların düşünülmesi çok güzeldi ve kitabı çok sürükleyici kılmış. Ürkütücü bir şekilde yakın geleceğimizi anlatıyor gibiydi. Ama maalesef kitap 1 günde bitirilebilecek kadar akıcı ve sürükleyici olmasına rağmen yazım hataları yüzünden insana küçük çaplı bir felç geçirtiyor. Yanlış yazılan isimler ki bunlar öyle yan karakter değil, bildiğiniz başrolün ismini bile yanlış yazıyorlar, kaçırılan harfler, virgüller, kesme işaretleri, yanlış yazılan ekler olsun bir süre sonra kitabı okumak işkenceye dönüştü. Sadece genç kitleye değil her yaşa hitap edebilecek bir kitabı böyle hata dolu bir çeviriyle yayınlamaları “Yayınlamadan önce hiç mi okumamışlar” diye düşündürtüyor insana maalesef.
“ —Sevmiyor musun beni?- diye sordu Svidrigaylov usulca.
Dunya başını olumsuz anlamda salladı. Svidrigaylov umutsuzluk içinde fısıldadı:
—Ve… sevemezsin de? Hiçbir zaman?
—Hiçbir zaman…- diye fısıldadı Dunya da.”