Acıyı kalpten kaleme işlemek..!
Vatan aşkını ateşleyen kıvılcımı arayanlara...
Tüm kitapta anlatılacakları aslında giriş cümlesi gayet net bir şekilde özetliyor. Kiev doğumlu ve daha sonra göçmen olarak gittiği İsviçre'de 1983 yılında vefat eden Valeri Tarsis, 1962 yılında yazdığı Mavi Kantaron kitabı dolayısıyla rejim tarafından, Moskova'daki Kaşçenko Kliniği'nde, akıl hastaları arasında geçecek bir 'sekiz ay istirahat' ile ödüllendirilir. 1965 yılında ''Yedinci Koğuş'' adlı, 'akıl hastanesi'nde geçen günlerini anlattığı otobiyografik eserinde, ''Komünistler vatanımı... Vatanımın ruhunu çaldılar. Komünizm büyük bir felakettir. Yalnız Rus milleti için değil bütün dünya için. Biz komünizmi yokedemezsek, bu bütün insanlığın çöküşü olacaktır.'' diye yazar. Kırım Kurbanları da işte o anılan sistemin, Kırım'ın payına düşen kısmını anlatan bir roman.
Komünistler, işsizliği ortadan kaldırmak için iktidara gelirler ve hakikaten de kaldırırlar çünkü, köleliğin olduğu yerde artık gerçekten de işsizlik söz konusu olmaz, olamaz.
Kırım'da Veli İbrahim, Doktor Halil, Doktor Ahmet beylerin öncülüğünde bir grup Türk Milli Mukavemet Teşkilatı'nı kurarlar. Aynı zamanda dikkat çekmemek için hepsi de tek tek Komünist partisine üye olmuşlardır. Görüntüde komünist ama gerçekte birer milliyetçidirler. Amaçlarına ulaşabilmek uğruna, toplum içinde bol bol Sovyet sistemi lehinde nutuklar atıp, gizlenmeye çalışırlar. O kadar inandırıcıdırlar ki bazı Türk tanıdıkları bile bu duruma şaşırıp, hatta kızmakta ve kendileriyle konuşmamaktadırlar.
Roman kahramanımız, gençliğinde Kırım'daki Rus lisesini bitirmiş, aslında tam bir Rus kadar Rusça'ya hakim olan Ahmettir. O da artık kendi zamanının geldiğini düşünüp, Komünist partisine müracaat edip gizli polis teşkilatına girmeyi dener ve başarıp