Yaralarım hâlâ kabuk bağlamamıştı ve sürekli kanıyordu. Ama zaman geçtikçe, yaralarım kabuk bağladıkça onsuz yaşamayı ve onun hatırasından uzaklaşmayı öğrendim... Doğrudur, bütünüyle unutmak ve uzaklaşmak imkânsız. Aşk çok yüce bir dağ gibidir. Ondan uzaklaştıkça daha net görünür. Nereden bakarsan bak, tüm ihtişamıyla görürsün. Ancak ara sıra o yüce dağa bakmamak için gözlerini kaçırmak, tek kurtuluş yoludur.
Biliyor musun, biz hayatın her merhalesinde, karşımıza çıkan insanlardan iyilik umuyor, iyilik görmek istiyoruz. Gençlik, bol enerji, yaşama hevesi, en önemlisi de yaşama karşı deneyimsizlik, bize bunu dikte ediyor. Ama belli bir zaman sonra; artık yaşlanıp dünyayı idrak ettiğimiz zaman, sadece karşımıza çıkan insanlardan bir zarar görmemeyi arzuluyoruz...
Dünyanın en sarp yokuşu ve en derin, en dipsiz inişi sevgiye daha doğrusu aşka özgüdür. Aşkın yalçın kayalarından baş aşağı yuvarlandın mı, seni hiçbir kuvvet tutamayacak. Ezileceksin, paramparça olacaksın.