Azıcık spoiler içerebilir
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 19:33
Unutma Dersleri Nermin Yıldırım Hani unutamayacağınızı bilirsiniz de bir umut (aslında tüm umutları) denersiniz ya, sonra da hayat, sen misin unutmak isteyen deyip başına unutulmaz olaylar açar ya işte öyle bir kitaptı. Ne garip, Feribe olmamış bir şeyi unutmak için MİM'e gidiyor halbuki beyni zaten olan bir şeyi unutmuş. Beyin de çok enteresan bir yapı gerçekten. Nermin Yıldırım'ın daha önce üç kitabını daha okudum ama bunda ironi, mizah hatta kara mizah fazlaca vardı. Bu da acıları bastırmanın bir yanı olarak yazarın aslında ne kadar donanımlı olduğunu gösteriyor. Açıkçası ben sonlara yaklaştıkça aslında Feribe hiç kocasını aldatmamış da tüm bunları beyni uydurmuş şeklinde olacak sanmıştım ki öyle olsaydı baya şaşırırdım ama yine de etkileyiciydi kabul edeyim. Okumak keyif verdi, tavsiye ederim.
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20255,5bin okunma
“Geçmiş Hiçbir Zaman Tamamen Geçmez , Ruhlar Evi”
Puan vermedi·544 syf.·
2026 118. kitabı
Ruhlar Evi, büyülü gerçekçilik akımının en güçlü örneklerinden biri olarak Latin Amerika edebiyatında özel bir yere sahiptir. Isabel Allende, bu romanda bir ailenin üç kuşak boyunca yaşadığı değişimi anlatırken aynı zamanda bir ülkenin politik ve toplumsal dönüşümünü de gözler önüne seriyor. Roman, Trueba ailesinin hikâyesi üzerinden ilerler. Aile bireylerinin hayatları sadece kişisel kaderleriyle değil, aynı zamanda ülkenin siyasi çalkantılarıyla da iç içe geçmiştir. Güç, iktidar, aşk, şiddet, sınıf farklılıkları ve kadınların toplumdaki yeri romanın temel eksenleridir. Allende’nin anlatımında gerçek ile mistik olan iç içedir. Hayaletler, sezgiler ve kehanetler sıradan hayatın doğal bir parçası gibi sunuluyor . Bu durum romana hem büyülü hem de derin bir atmosfer kazandırıyor. Özellikle Clara karakteri, sezgileri ve ruhsal duyarlılığıyla ailenin manevi merkezi gibidir. Esteban Trueba ise güç ve otoriteyi temsil ederken; zamanla sertliği ve öfkesi hem ailesini hem de kendisini dönüştürüyor . Roman boyunca kuşaklar arası çatışma, kadınların direnci ve siyasi baskının birey üzerindeki etkisi güçlü bir şekilde işlenir. Allende, sadece bir aile hikâyesi anlatmıyor ; aynı zamanda bir toplumun hafızasını da yazıyor. Ruhlar Evi, hem duygusal hem de politik derinliği olan güçlü bir romandır. Büyülü gerçekçilik sayesinde sıradan hayat, olağanüstü bir anlatı evrenine dönüşüyor. Bana göre ; Romanın ana mesajı şudur: “Geçmiş, sadece hatırlanan bir şey değil; bugünü ve geleceği şekillendiren canlı bir hafızadır.” “Geçmiş tamamen geçmeyebilir; ancak şifalanabilir. Geçmişin sevgiyle, anlayışla ve huzurla dönüşmesini diliyorum.” Keyifli okumalar dilerim
Ruhlar EviIsabel Allende · Can Yayınları · 20181,615 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Iron Maiden 2016 Nobel Edebiyat Ödülünü almalıydı
10/10
·32 syf.··
2026 9. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:29
Nobel Edebiyat Ödülünü kabul etmekle birlikte törene katılmamış ve ödülü sonradan almış, sanırım sonradan pişman olup ses kaydı göndermiş ve bunu video olarak yayınlamışlar ve Kırmızı Kedi Yayınları da Türkçe’ye kazandırmış. Mini ciltli bir kitapçık halinde olan bu eser Bob Dylan veya müzikle ilgili kitap koleksiyonu için düşünülebilir. Basım ve kitap güzel olmakla birlikte konuşmanın içeriği ile söylemek istedikler var. Bob Dylan siyaset, savaş karşıtlığı, aşk temalarında şiirsel bir dille şarkılar yazmış. Nobel Konuşmasında üç kitaptan bahsediyor ve bu kitapların içeriğini alıntılamış. Şarkılarında ise bu alıntılar yok. Sanki Nobel Edebiyat Ödülünü neden kazandığını kendisi ikna olmamış ve şarkıları ile edebiyat kitapları arasında bağ kurmuş/kurmak istemiş. Ve sanki sadece 3 kitap okumuş; savaşla ilgili bir kitaptan bahsederken o kitaptan sonra başka savaş kitabı okumadığını söylüyor. Fakat konuşmasında anlattıkları sanki Iron Maiden grubu tarafından yapılmış gibi, bu şarkılar Iron Maiden grubuna ait: The Rime of the Ancient Mariner (Powerslave): İngiliz şair Samuel Taylor Coleridge’in aynı adlı uzun şiirine dayanır. Şarkı, doğaüstü olaylarla dolu lanetli bir deniz yolculuğunu anlatır. The Trooper (Piece of Mind): Lord Tennyson'ın Kırım Savaşı'nı anlatan "The Charge of the Light Brigade" (Işık Tugayı Hücumu) adlı şiirinden esinlenmiştir. Phantom of the Opera (Iron Maiden): Gaston Leroux'un yazdığı "Operadaki Hayalet" romanının gotik atmosferinden ilham alır. Alexander the Great (356-323 B.C.) şarkısıdır.Grup bu şarkıyı 1986 çıkışlı ünlü Somewhere in Time albümünün kapanış parçası olarak yayımlamıştır. Şarkı, Makedonyalı Büyük İskender'in hayatını, askeri dehasını ve fetihlerini adeta bir tarih dersi kronolojisiyle anlatır. Ödüllü fimleri ilgi çekici
2016 Nobel KonuşmasıBob Dylan · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201837 okunma
10/10
·128 syf.··
2026 93. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 10:40
#KübranınKitabı 🩷 Merhaba kitap dostlarım, size bugün Bahadır Karasulu’nun kaleminden çıkan Füsunkâr ile geldim. Yazarın tüm kitaplarını okumuş ve kalemini çok seven biri olarak bu kitabını da büyük bir merakla okudum. Elime gece yarısı aldığım kitap, akıcı anlatımı sayesinde beni öyle içine çekti ki bitirdiğimde saatin üç olduğunu fark ettim. Başlarda Füsun’a kızsam da yaşadıklarından sonra ona çok üzüldüm. Özellikle sonu beni gerçekten etkiledi. Füsun o ölümü hiç hak etmemişti. En büyük şaşkınlığım ise Natali oldu. İlk başlarda bize çok iyi biri gibi görünürken zamanla gerçek yüzünü görmek beni gerçekten şaşırttı. Kitapta en çok kızdığım karakter kesinlikle Natali’ydi. En çok üzüldüğüm karakter ise Umut oldu. Hayatı boyunca oradan oraya savruldu, en büyük hayali olan doktorluğu bir türlü yapamadı. Natali’nin babasının ölümünden sonra Gagavuzya’ya gittiklerinde uzun süre kalmalarına üzülmüştüm. Fakat kitabın sonunda Umut’un ömrünün geri kalanını da orada geçirmek zorunda kaldığını öğrenince ona daha da üzüldüm. Natali’ye de en çok bu yüzden kızdım; Umut’u istemediği bir hayata mecbur bırakmış gibi hissettim. Ama kitapta en hoşuma giden şeylerden biri Füsun’un anne ve babasının Umut’u öz evlatları gibi kabul etmesiydi. Umut’un yaşadığı onca şeyden sonra böyle bir sevgi ve aidiyet görmesi içimi ısıttı. Keşke hayatının geri kalanında da hak ettiği mutluluğu yaşayabilseydi. Kısa olmasına rağmen etkisi uzun sürecek, karakterleriyle düşündüren ve duygusal yönü güçlü bir romandı. Bahadır Karasulu’nun kalemini sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
FüsunkârBahadır Karasulu · Librum Kitap · 20264 okunma
9/10
·517 syf.··
2026 3. kitabı
·
175 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 03:45
Derin bir nefes alalım evet, tamı tamına bir yıl sonra bu kitabı bitirdim. Bu kadar uzun sürmesinin nedeni benim o zamanlar kitap okumaya alışmaya çalışmam, okuması kolay ama her sayfanın yoğunluğu mu bilmiyorum ama ruth senin Allah belanı versin. Ben senin kadar olmadı gerektiği gibi yazılan sinsi, bahanelerin ardına saklanan, hilekar bir kadın görmedim. Yazılışın, olman gereken, mevkin seni anlamama neden olsa bile yaptıklarından hatta direkt seni oo kadar sevmiyorum hatta nefret ediyorum ki... Eğer kaşındaki martin değil başka birisi olsa umrumda olmazdı ama ruth böyle benim sabrımı sınadı hele hele sonda yaptığı şey... Neyse rutha sövme seansım bittiğine göre kitaba gelebilirim. Öncelikle bu kitabı anlamak için hani %100 anlamak için ciddi bir sosyoloji, piskoloji, şair, siyasi bilgiye sahip olmalısınız yada sürekli sayfanın arkasına gidip bilgileri alıp devam etmelisiniz. Açıkçası arkaya bakmak çok yorduğundan ben devam ettim ama şu an bile anlamadığım görüşler ve bilmediğim şeylet oldupunu biliyorum. Üstüne bu kitabı okuması kolay ama anlaması, irdelemesi bence zor bir kitap. Okurken hiç zorlanmadım, bilmediğim kelimeler bile aşinalığım vardı ama yukarıda dediğim şeyleri bilmediğimden bazı sayfaları iki üç kere okuyup düşünmek zorunda kaldığım oldu. Onun dışında Martin, sen nasıl bit karaktersin. Sen benim hayatımda okuduğum en kırık, sonuna en rahatladığım, farkındalık anlarında seninle beraber üzüldüğüm nadir karakterlerdensin. Bir çok kitap okudum ama bu kadar aralıklı aralıklı okumams rağmen her bir sahnesi zihnime kazınan başka bir kitap çok az oldu. Yazarın dili bu konuda aşırı iyi, hele o son 200 sayfadaki betimlemeleri, martini yaşadıklarını vermesi, o boşluk hissiyle beraber son sayfadaki yaşamla ölüm arasındaki çırpınışı o kadar güzel verdi ki... Tek
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
2/10
·%34 (89/256 syf.)·
Kitabı beğenmedim ama aslında oldukça "farklı" bir eser. Mesela ana karakterimiz Frank kötü bir karakter, küçücük yaşında üç kişinin ölümünden sorumlu. Babası onu varsaymak istemeyen biri, doğum kaydını bile yaptırmamış. Ama kitaptan bir mesaj çıkartabilmek için ekstra çaba harcanması gerekiyor gibi. O bunun alt mesajıydı, bu bunun benzetmesiydi filan gibi. Kitabı beğenmedim, karakterler itici, olaylar çok olaysız olarak anlatılıyor. Kitabı sevmedim, okuması çok zordu. Okunmuş olsun diye okunmuş bir kitap oldu benim için...
Edebiyat
Eşekarısı FabrikasıIain M. Banks · Koridor Yayınları · 20151,686 okunma