“Gözleri doldu. Neden böyleydi bu dünya? Niçin insanın istediğince yaşamasına engel olunuyordu? Üç kişiye pırıl pırıl bir dünya yaratmışlardı. Başlarını alıp uzaaaak, çok uzaklardaki büyük şehre gidecekler, herkesten uzak, dileklerince yaşayacaklardı!”
Şu an onu öldürmem çok kolay olurdu. Ancak ölüm, kapısını öyle kolay çalmayacaktı.
Merhamete inanmıyordum.
Bilinci açıkken üç parçası kopacaktı.
Yalvarıp yakaracaktı.
Bayılmak için dualar edecekti.
Ama her şeyi hissedecekti.
Tıpkı bizim hissettiğimiz gibi.
Geyikli gecenin arkası ağaç
Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı" İster istemez aşkları hatırlatır
Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş Şimdi de var biliyorum
Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli Hiçbir şey umurumda değil diyorum Aşktan ve umuttan başka
Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor
Biliyorum gemiler götüremez
Neonlar ve teoriler ışıtamaz yanını yöresini
Örneğin Manastırda oturur içerdik iki kişi
Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi Geyikli gecenin karanlığında
Aldatıldığımız önemli değildi yoksa Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak Gümüş semaverleri ve eski şeyleri Salt yadsımak için sevmiyorduk Kötüydük de ondan mı diyeceksiniz Ne iyiydik ne kötüydük
Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
Başta ve sonda ayrı olduğumuzdandı