Kendi eğilimi ve dışsal koşullar sebebiyle vaktinden önce yalnızlığa mahkûm olan herkes gibi Konrad da dünyadan hafif alaycı, hafif küçümseyici ama bir yandan da çaresizce meraklı bir tonda bahsediyordu; sanki öteki tarafta, karşı yakada gerçekleştiği varsayılan olaylar sadece çocukların ve daha da şuursuz varlıkların ilgisini çekecek türdendi.