yeryüzündeki kimsenin tam anlamıyla yaşayamadığı bir gençlik dönemi... Youngju hiç tadını çıkaramamış olmasına rağmen gençliğini özlediği için kendisine güldü.
Sırf yetersiz biri olduğum düşüncesinde kaybolmamalıyım. Hâlâ bir şansa sahip değil miyim? Eksik de olsam iyilik yapıp, güzellikle konuşamaz mıyım? Hayal kırıklığına sebep olan ben de bazen, sadece bazen iyi bir insan olamaz mıyım? Böyle düşününce yeniden hayat buluyor, gelecek günler için sabırsızlanmaya başlıyorum.
Daha önce, bir amaç gütmeksizin belirli bir şeye bu kadar fazla zaman ayırmadığını düşündü ve büyük bir lükse sahip olduğunu hissetti: Vaktini istediği gibi kullanabilme lüksü. Zamanını ağır ağır geçirerek kendi karakterini ve zevklerini öğrendi. Minjun yavaş yavaş anlamıştı, bir şeye ilgi göstermeye başlayınca nihayetinde kendi içimize bakmaya başlıyorduk.
Sadece dinlenmek istiyordu. Geri dönüp bakınca, ortaokuldan bu yana bir an olsun içi rahat bir şekilde dinlenemediğini fark etmişti.Ortaokulda onur öğrencisi olarak seçilmişti ve onur öğrencileri durmaksızın gayret göstermek zorundaydı. Çabalamaktan hoşlanmıyor değildi ancak eğer yaptıklarının sonucu buysa, hiç çabalamamayı tercih ederdi.
Minjun emek sarf ederek yaşamanın değerli olduğu görüşüne sahipti. Yeterince uyuyamadığından her daim yorgun hissetse de, dilediğince uyuduğunda mutlu olacağı günleri düşünerek kendini teselli ederdi. Bu kadar iyimser olmasının sebebi şimdiye dek gösterdiği tüm çabaların sonuçlarını
görmesi ve gelecekte de emeğinin karşılığını almaya devam edeceğine dair inançtı.