Tefekkür etmek ancak dünyanın sorularla, muamma ve gizemlerle dolu olduğu noktada mümkündür. "Her şeyin apaçık" olduğu noktada tefekkür yoktur. Platon'a göre şaşırmak bütün felsefenin kaynağıdır, Jaspers ise "şaşırmak öğrenmeye meyletmek demektir" der. Gizem ve tefekkür duygusu birlikte ilerler. Din ve tefekkür bu noktada birbirine bağlanır. Bunlar, ruhun birbirine denk hâlleridir. Gizemi görmezden gelmek, uygulamalı ateizmin en önemli yönlerinden biridir.
Kitle insanının hayatı tefekkür olmaksızın şekillendirilmektedir. Bu insan tipi hiçbir yerde esrarı, muammayı fark etmemektedir. O şaşırmamakta, hayranlık duymamakta, bilinmeyen karşısında korku hissetmemektedir. Kısaca o ruhuyla yaşamamaktadır.
Hayatı yalnızca bilim insanlarının açıklamalarıyla anlamamız mümkün değildir. Çünkü hayat bir mefhum olduğu oranda bir mucizedir de.
Ressam Jean Dubuffet der ki : "Ağaç beni hayranlık uyandıracak derecede şaşırtıyor". Şaşırmak ve hayranlık duymak, hayatı anlamamızın belki de tek şeklidir.