Nazım Hikmet, “Yaşamak; teslim olmadan, boyun eğme-
den el etek öpmeden yaşamaktır’’ diyor. Bu sözler, gönlü
hürriyet sevdası ile tutuşan gençlere bir meşaledir âde-
ta. Gençliğin verdiği enerjiye, Bediüzzaman Said-i Nur-
si’nin “Ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam’’ sözlerin-
de tecelli eden İslam’ın zulme ve işgale karşı baş kaldır-
ma emri eklenince, genç hayatların yönünü belirleyen
“Hür Yaşam Felsefesi“ ortaya çıkmaktadır.
İşte bu felsefe için yaşayan mukaddes topraklardan biri-
ne gideceğiz şimdi. Kur’an’dan bir ayet olan Mescid-i Ak-
sa’ya ev sahipliği yapan şehre, Beytü’l Makdis’e gidece-
ğiz. Sadece Mescid-i Aksa’ya değil, birçok peygambere
ev sahipliği yapmış olan Beytü’l Makdis, iffet çiçeği olan
Meryem (as)’ i de bağrında yetiştirmiştir.
Hz.Süleyman (as)’ın kabul olan duası,
Hz.Zekeriya (as)’ın şehadeti,
Hz.Meryem (as)’ın teslimiyeti,
Hz.İsa (as)’ın beşiği,
Ve daha sayamadığım nice renkleri içinde barındıran,
aşkın şehrine doğru yol alacağız. Kudüs’e gitmeden ön-
ce söylemeden edemeyeceğim birkaç şey var:
Kudüs, bu ümmetin termometresidir. Onunla ölçer, onun-
la ölçülürüz. Eğer Kudüs hür ise, biz de hürüz; Kudüs işgal
edilmişse, bizler de işgal edilmişizdir. Kudüs’ ü ele geçiren-
ler, önce kalplerimizi ve zihinlerimizi işgal etmişler sonra
coğrafi işgali gerçekleştirmişlerdir.
Kudüs, kutsalların toplandığı, peygamberlerin suyunu
içip havasını soluduğu memleket. O suyun dibine çök-
meseydi ihlas, birleşir miydi ümmet?
Eğer Kudüs taşlarına sinen Meryem adanmışlığı siner-