Çoğu kimse en küçük aksaklık karşısında endişe ya da öfkeye kapılır ve bu yüzden daha yararlı olarak kullanabileceği enerjisini boşa harcar. Gerçekten önemli amaçlar peşinde koşarken bile, herhangi bir başarısızlık düşüncesiyle zihin huzurumuzu bozacak kadar kendimizi o amaca kaptırmamız doğru değildir.
Mutsuzluğun, yorgunluğun ve sinir gerginliğinin nedenlerinden birisi, insanın hayatta pratik önemi olanlar dışında hiçbir şeye ilgi duymamasıdır. Bunun sonucu olarak da zihnin bilinçli katı, her biri belki de kaygı ve üzüntü öğeleri taşıyan birkaç sorundan kurtulup rahat edemez. Bilinçaltında beliren düşünce kendi bildiğince ağır ağır olgunlaşırken bilinç de, uyku dışında, durmadan çalışmaktadır. Sonuç ise, çabuk heyecana kapılma, anlayış eksikliği, çabuk öfkelenme ve ölçüsüzlüktür. Bütün bunlar yorgunluğun hem nedenleri, hem de sonuçlarıdır. Bir insanın yorgunluğu arttıkça bu ilgilerin sağladığı rahat ve huzur yok olur ve kişi daha fazla yorgun düşer. Bu kısır döngü ise ancak sinirsel bir çöküntüyle sona erebilir.
Yalnız birbirine iyilik etmek için değil, bundan daha çok ortak bir iyilik için iki insanın birbirine karşı gerçekten ilgi duyması anlamı ile sevgi, mutluluğun en önemli öğelerinden birisidir ve benliği bu şekilde bir açılıp yayılmaya olanak vermeyecek kadar kalın duvarlarla çevrili birisi işinde ne kadar başarılı olursa olsun, hayatta çok şey yitiriyor demektir.