Asya Uğuz

Asya Uğuz
@uguzasya
Puan vermedi
Merhaba Sevgili Okur, Kimi eserlerin incelemesi yazılmaz çünkü yaşamın ve yaşanmışlıkların kendisidir onlar. Bu sebepten mütevellit incelemeden ziyade birkaç ufak bilgi ardından eserle alakalı sohbet havasında yazmak isterim. Eserde, Aziz Bey’in tır şoförlüğü yaptığı Arabistan topraklarında geçirdiği trafik kazası neticesinde sol bacağını kaybedip memleketi Denizli’ye dönmesiyle başlayan bir Anadolu hikâyesine eşlik edeceğiz. Baba Aziz Bey ile oğlu arasındaki derin sessizliğe ve her evlat için en güvenilir liman olan babaya, babalığa tanıklık edip Ankara-Denizli arası yapılan sayısız yolculukta bir evladın umuduna, kederine, sesine ve hatta sessizliğine yâren olacağız. Eserin kapak fotoğrafı ve ismi de üzerine konuşulması gereken önemli hususlar diye düşünüyorum. Fotoğraf, Nuri Bilge Ceylan’a ait olan ve “Ben yabacı değilim, Anadolu’yum.” diye okunmak için âdeta davette bulunan, samimi ve pek çoğumuz için âşinâ bir görsel. İsim ise Ardahan türküsü olan “Bu Dağlar Kömürdendir” parçasından alınmış bir dizedir. Kitaba başladıktan sonra devam edebilmek benim için epey zor oldu, öyle ki pek çok yerde duraksayıp zihnimi yokladım “Ben otobiyografimi mi okuyorum?” diye. Okudukça yaralandım, var olan yaralarım yeniden acıtmaya başladı; gözlerim dolu dolu, boğazım yumru yumru okudum herbir dizesini; sayfalar ilerliyor fakat ben geçmişime iniyordum tüm acımla, kederimle… Babanın; evladından gelen desteği bile kabullenemeyişi, gururu aynı zamanda bir o kadar da teslim olma arzusu, oğlunun cenazesine katılamamasının yüreğine yüklediği ağırlık, eşinin kendisine olan emeğine karşılık duyduğu mahcubiyetin mâsumluğu; acısı, umudu, direnci, savaşı hepsi ama hepsi o kadar tanıdık ve can acıtıcıydı ki… Baba Aziz Bey’in her seferinde hıçkıra hıçkıra ağlaması yüreğime çöken tarifi zor
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
Merhaba Sevgili Okur, İspanyol yazar Unamuno'ya ait olan Yaman Adam on ufak hikâyeden oluşmaktadır. Hikâyelerden beğendiğim bir iki tanesi hakkında yazmak isterim: Kitabın ilk, aynı zamanda en uzun hikâyesi olan Yaman Adam'ı bitirdikten sonra zihnimde yankılanan tek cümle vardı, pek kıymetli Oğuz Atay'ın "Gizlenen, gösterilmeyen, hissettirilmeyen sevginin zerre değeri, kıymeti yok gözümde. Bu duvar da beni çok seviyor olabilir, bilemem." cümlesi... Hepimiz biraz başkarakter Alejandro'yuz aslında: Var olan duvarlarımızı yıkmaktan, çizdiğimiz sınırların ihlalinden korkan; sevgimizin tamamını göstermekten çekinen Alejandro... Alejandro pişmandı fakat çok geçti, bizler gecikmeyelim :) Kitabın altıncı hikâyesi olan Vakit Nasıl Geçiyor ise beğendiğim bir diğer hikâye. Bu hikâyede evliliğin zamanla durağanlaşması, çiftlerin birbirlerine karşı heyecanlarını yetirmesi ve bunun var olan birlikteliğe verdiği zarar güzel bir incelikle işlenmiş. Yaşamda heyecanın, aşkın, dinamikliğin önemiyle bir kez daha bu hikâyede karşılaşıyoruz. Eser konusunda genel bir bakış açısı sunacak olursam: Kadın-erkek ilişkisinin dinamiğini ve bu ilişkide her iki taraftan birinin kimi zaman egosunu tatmin etmek uğruna partnerinin duygularını hiçe saymasını büyük bir ustalıkla işlemiş. Eleştiride bulunacağım nokta ise, *Ne yazık ki merak içerisinde, heyecan ile okuduğum sürükleyici bir eser diyemeyeceğim. *Hikâyeler ani bir şekilde neticeye bağlanıyor ve çoğu zaman akmıyor. Keyifli okumalar
Yaman AdamMiguel de Unamuno · Can Yayınları · 2016729 okunma
Puan vermedi
Merhaba Sevgili Okur, Jane Eyre; küçük yaşta anne ve babasını kaybetmesi üzerine dayısının vasiyeti ile yengesinin himayesine bırakılmış zorlu şartlara maruz kalmasına rağmen kendisinden, benliğinden ödün vermeyen güçlü bir karakter. Yengesi tarafından bırakıldığı yatılı okulda yaşamına ve eğitimine devam ederek mürebbiye olmayı başaran Jane Eyre, Mr.Rochester'in evinde görev almaya başlar ve aslında asıl hikâye o zaman başlayacaktır. Jane Eyre'nin Mr. Rochester ile aşkına değil, aşkı ile prensipleri arasındaki mücadelesine şahitlik edeceğiz. Kalınlığının gözünüzü korkutmaması gereken, son derece sürükleyici ve merak uyandıran, herbir sayfasından sonra "Acaba ne olacak?" diye merakla beklenti içerisine gireceğiniz bir kitap. Bitirdikten sonra etkisinden kurtulamayacağınız, aslında okurken Jane Eyre'in yaşamını kendisiyle beraber yaşadığınızı farkına varacağınız muazzam bir eser. Jane Eyre... Benim için direnişin temsilcisi, prensipleri uğrunda direniş veren güçlü bir kadın... Aşkı uğruna kendisinden ve ilkelerinden, yaşamındaki sınırlardan ve sınır ihlallerinden ödün vermeyen cesur bir kadın. Tüm zorbalamalara rağmen kendisi olmaktan vazgeçmeyen, yaratmak istediği Jane Eyre'den ödün vermeyen, kendisi için çizdiği yoldan -sevdiği adam dahil kimse için- ayrılmayan kararlı ve gururlu bir karakter. Okudukça kendimi gördüm, gurur duydum. "Ben olsaydım aynısını yapardım." dedim herbir yaptığına. Eleştiride bulunacağım noktalar ise, *Okuduğum basım sayısıyla da alâkalı olabilir fakat okurken akıcılığı engelleyen yazım ve noktalama hataları var, bu kadar güzel bir hikâyeyi bunların kusurlu göstermesi beni üzdü açıkçası. *Yazarın son kısımda Mr. Rochester'den çok John üzerinde durması ise silik bir sona sebebiyet vermiş. John ile değil de başkahramanlarla bitirmek
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202342,2bin okunma