Galiba Sinan'ın sırrı yüreğindeki imanda saklı... Yeni neslin eksiği de galiba budur. İlahi tecelliyi hesaba katmadan her sorunu kendi gücümüzle aşacağımızı zannediyoruz. Halbuki böyle bir gücümüz yok. Sorunları sadece aşmaya çalışabiliriz. Gösterdiğimiz çaba ilahi rahmetin tecellisine vesile olursa, ortada sorun diye bir şey kalmaz. Tüm engeller aşılıp başarıyla kucaklaşılır.
Sistemde insanın bir amaç bütünlüğünde buluşması lazım. Sistem ne kadar mükemmel işlerse işlesin, insanın içinde cevher yoksa bekleneni veremez. Bunun tam tersi de geçerlidir. İnsan ne kadar kabiliyetli (yetenekli) olursa olsun, sistem yeteneklerini geliştirmiyorsa yine hedefe ulaşamaz.
Doğum ve ölüm tarihleri arasındaki süre, Sinan'ın merakını ve yeteneğini doğru kullandığı, elinden gelen her şeyi eksiksiz yaptığı bir zaman dilimidir.
Çocukların, ne yaşıyorlarsa onu öğrendikleri gerçeğinden hiçbir kaçış yolu yoktur. Eğer çocuklar eleştiri ile yaşıyorlarsa, sorumluluğu öğrenemezler. Kendilerini kınamayı ve başkalarının kusurlarını bulmayı öğrenirler. Kendi yargılarından kuşkulanmayı, kendi yeteneklerini küçük görmeyi ve başkalarının niyetlerinden şüphe etmeyi öğrenirler. Dahası her zaman yaklaşan bir felaketin asla bitmeyen beklentisi ile yaşamayı öğrenirler.