Insanların birbirlerinin huzurunu bozmasından çok rahatsız olurum ben, en çok da genç insanların hayatlarının en güzel çağında, bütün sevinçlere alabildiğine kucak açabilecekleri zamanda birkaç güzel günü surat asarak birbirlerine zehir etmeleri ve ancak çok sonradan kaybettikleri şeyin telafisinin olanaksız olduğunu görmeleri canımı sıkar.
“Ve ben işler yolunda değilse, her şey iyiymiş gibi rol yapamam, öyleymiş gibi davranamam ve seni aldatamam. Öyle davranmam bir diğer çıkmaz sokağa girmem anlamına gelir.”
“Duygusal anlamda her şeyden ve herkesten kopmuş gibiydim. Aslında -aradığım şeyi bulabileceğim en son yer olmakla birlikte- o karanlık sokaklarda gerçekten aramakta olduğum şey, zihinsel özgürlüğümden fedakarlık etmeden duygusal olarak insanlarla yeniden bütünleşmenin bir yolunu bulmaktı. Benim büyümem gerek. Bu benim için her şey demek…”
Kırgınlığımı kontrol etmeyi, sabırsızlanmamayı ve bir şeylerin olmasını beklemeyi öğreniyorum. Sanırım büyüyor ve olgunlaşıyorum. Her gün kendimle ilgili daha çok şey öğreniyorum ve suyun üzerindeki minik dalgalar gibi başlayan anılar şimdi kocaman, güçlü dalgalar halinde üstümden geçiyor….