Basit bir dilin kullanıldığı iki cinayet öyküsünden oluşuyor. Ben sevdim. Yazar sade bir dil kullanmış. Cinayetlerin ardındaki duyguları güzel yansıtmış.
Hem tarihsel gerçeklere dayanan hem de kurgusal bağlantılar içeren, felsefi sohbetlere dayalı bir eser okuyoruz. İki farklı karakter dönüşümüne tanık oluyor, evliliğe, cinselliğe, varoluşa dair sorgulamalar yaşıyoruz. Dr Breuer tedavisi sırasında Niçe'den ona dair beylik cümleler kurmamasını, somut yaklaşımlarla ilerlemeleri gerektiğini vurguladığı bir an var, malesef bu eser de benim için beylik cümlelerden öteye geçemiyor. Fakat bir kitap her okuyucusunun ruhuna dokunabilir mi? Bilemiyorum. Yine de en son bana kalan cümle ile bitirelim, yalnızken de bir şahin gibi yaşayabilmeli insan...