Başkalarına ikiyüzlü olmaları nedeniyle değil, o iki yüzden, bize göre çirkin olanı gösterdikleri için kızıyoruz. Yani başkalarını ikiyüzlü olmakla itham ederken bile ikiyüzlülük yapıyoruz aslında. İşimize gelen yüzü okşayıp, işimize gelmeyeni tokatlayarak.
Dünyada bir tanecik Vişne Böceği varsa ve sürdürülebilirliği adına bir adet "benim yanım" mutlak suretle şartsa! Fakat cumartesiler bile birer birer bir ertesine varıyorsa onsuz ve telafisiz... En az küçük dudakları kadar güzel olan bir "biricik olmak" varsa burada. Burada yoksa, ama burası hala var ve o herhangi bir kalabalığın arasında, herkeste olabilecek bir isimle çağırılıyorsa cumartesiler dahil her an sesli veya sessiz.
"Bir" olmayı paylaşmak varsa onca rakamın arasında; o eşsiz Vişne Böceği, ben eşsizliğe eş bir zavalsız. Hala cumartesiler varsa önümüzde, kendilerinden "bir 'e' bir" yaşam alacaklı olduğumuz. Bir ve bir... Gelgelelim her cumartesi aramıza giren "e" ve daha kötüsü sonunda bir soru işareti; e? Pazar; ee? Pazartesi; eee? Salı; eeee? Ya bugün, yani çarşamba?
Bugünün bir daha asla geri gelmeyeceğini, bugün de düşünmedi birçoğumuz. Eşsiz ve telafisiz olduğunu unuttu. Hakkını vermeye, hakkıyla yaşamaya ihtimam göstermedi. Yine bol bol, ölüm diye bir şey yokmuş gibi davranıldı. Bugün de, olması arzulanan ve olabilmesi halihazırda elde olanlar için "Bir ara bakarım" denildi. Tebrikler! Ölüm döşeğindeki pişmanlıklar ve keşkeler yığınına bir "bugün" daha eklendi. O dillere destan film şeridimizde, burun kıvırarak seyredeceğimiz bir karemiz daha oldu.