Ulaş Can

Ulaş Can
@ulascan
Benim cennetim anlaşıldığım yerdir...
Yazar
Antalya
İzmir, 1 Temmuz 1982
22 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
Fazla kalemi ve silgiyi bile sevdiklerimizden, Kalemtıraşla çöp başına gitmeyi bile sevdiklerimizle olsun isterdik, Ta ilkokulda bile... Kim demiş insan dünyaya boş bir yaprak olarak geliyor? Her bir şeyimiz tamam geliyoruz da; Sevmeyi bile bir güzel bilerek, Kendimizi düşünmekten zaman içinde, Diğerlerini unutuyoruz. Kim demiş yaşadıkça doluyoruz? Ağırlıkları atıyoruz sadece! Ve zamanla her şey ağırlıktan sayılmaya başlıyor... Nitekim en sonunda, Her türden kahrımızı çeken bedenimiz bile.
Sayfa 188·Kitabı okudu
Şiir
Reklam
Böyle bir dünyada, masum olmanın bir bedeli olmayacağını zannedebilecek kadar masumduk bizler.
Sayfa 202·Kitabı okudu
Şiir
Yıllar süren yalnızlığım boyunca, tek başıma kaç kere kitap almaya gittim bilmiyorum. (Hafızam zayıf olduğundan değil, bunu çok fazla yaptığımdan, yani sayamadım senin anlayacağın.) Gerçi, acaba hakikaten kitap almak mıydı niyetim; yoksa, belki bir nebze yalnızlığımı bana unutturur diye mi kitap alıyordum, bilemiyorum... Evde, okunmak için sırasını bekleyen dört kitap varken, bir beşincisini satın alıyor olmama bakılırsa, ikincisi daha yüksek bir ihtimalmiş gibi geliyor ama? Ama işte emin olamıyorum. Ama belki, ismi bende saklı o büyük kitabevi biliyordur bunu; o at koşturası genişliğinde, raf raf dolaşırken takındığım hal ve tavırlardan, kendi kendime mırıldanmalarımdan bir sonuç çıkarabilmiştir belki? Evet evet, bir dahaki gidişimde soracağım bunu ona. Tabii yalnızca kitap almaya değil, gitmekten hoşlandıklarım başta olmak üzere her yere yalnız gidiyordum ben... Sinemaya, denize, kafeye, kır gezintisine, vesaire vesaire. Fakat ne var ki, en çok da kitap almaya yalnız gitmek dokunuyordu. Hele ki mevsim kış, hava yağmurlu ve günlerden de pazar ise! Dolaşabildiğin kadar dolaştığın, kah unutup kah anımsadığın yalnızlığını, o kocaman kitabevinin camdan duvarlarından dışarı bakarsın; önce gitme vaktinin geldiğini, sonra da evden başka gidecek bir yerinin olmadığını itiraf edersin kendine... Tam o esnada, telefonundan gelen sesi işitirsin; uzak, çok uzaklarda yaşayan birinden gelen bir mesaj olduğunu öğrenirsin baktığında ve de şaka gibi, alay eder gibi, yetmezmiş gibi, cevap beklediğini anlarsın bir de. Acı acı gülersin. Ve o güzeller güzeli kitabevini, birbirinden güzel kitaplarla dolu rafları süzersin son bir kez... Devamında ise eve dönüş yolu başlar ki, en az gelişi kadar meşhurdur. Meşhurdur, zira ilk yazdığım kitabın 172 ve 173. sayfasındaki "yoklama" olarak
Sinema
İnsanlığın en fazla tapındığı üç şey: 1. Para. 2. Şöhret. 3. Et beden. Halbuki birincisi mirasçılara, İkincisi tarih kitaplarına, Üçüncüsü ise börtü böceğe kalacak. (Bizi hiç bırakmayacak şeylerin peşinde koşmalı, yatırımımızı onlara yapmalıyız.)
Sayfa 54·Kitabı okudu
Şiir
Sen olsan, yani sen benimle olsan; Tüm olmamışlarım olmuş olacaktı... Çocukken yiyemediğim gofretler, Oynayamadığım uzaktan kumandalı arabalar, Giyemediğim göz alıcı ve dayanıklı elbiseler, Veya hediye konusunda, Sınıfın zengin çocuklarıyla yarışabildiğim öğretmenler günleri. Lisedeyken her teneffüste kantinde oturabilecek, Okul çıkışı atari salonuna gidebilecek, Eve dönüşte kavgasız ve gürültüsüz bir ortam bulabilecek, Veya uyumadan önce, Ertesi gün yine yüksek not alacağım sınava şimdiden sevinebilecektim. Yeşil kalemle yazdığım aşk mektupları yanıtsız kalmayacaktı, Olmak istediğim yerler hep benden çok uzakta durmayacaktı, Yazlar sıcak ama gölgeler altında, Kışlar soğuk ama sobalar yanında geçecekti. Ve son veya ilkbahar, uçurtma uçurmalar... Ukdesiz olacaktı hayat, yani sen benimle olsan; Bundan daha güzel ne olacaktı?
Şiir
Reklam