Suç işlemenin ve kanunsuzluğun hüküm sürdüğü bir ülkede insanlara suçu işleme ya da işlememe hakkı bırakılmadan programlaştırılmaları ve bunun sonucunda doğan makileşmiş-iyi- insanın yaşamını zorluklarını ve kurtuluşunu anlatıyor Otomatik Portakal. Aynı şekilde felsefi bir kaç sorunun yanıtını da size bırakıyor bunlar; "Tanrı gerçekten iyiliğimi ister yoksa iyilik seçeneğini mi ?" veya "Seçim hakkımız olmadan iyilik yapmak bizi iyi birimi yapar?" gibi sorular.
Kurgusu son derece başarılı, ilgi çekici ve sürükleyici bir kitap.
Romanda baş kahramanımız makileştirilirken yaşadığı o sıkıntılı sürece iyi bir anlatım yüklenmiş.
Ayrıca genç anlatıcımızın anlatımı da gayet başarılı.
Dipnot: Okurken anlatımı bana Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabını çağrıştırdı.
Evet evet evet, işte buydu. Gençlik bitmeliydi, ah evet.
Ama gençlik, hayvanmış gibi olmaktır zaten sadece. Hayır, sadece hayvanmış gibi olmak değil de hani şu sokaklarda satıldığını dikizlediğiniz minik oyuncaklardan biri olmak gibidir, teneke ve içi zemberekli ve üstünde kurma kolu olan ve gırr gırr gırr diye kurunca gitmeye başlayan, yürüyen filan minik heriflerden biri olmak gibidir, ey kardeşlerim. Ama dosdoğru gider ve bir şeylere çarpar bam bam ve yaptıklarını, elinde olmadan yapar. Genç olmak, bu minik makinelerden biri olmak gibidir.
Sayfa 167 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu