ulaş kaptan

ulaş kaptan
@ulaskaptan
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyoloji
İzmir
27 Şubat
37 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
8/10
·224 syf.··
2018 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2018 19:55
tibi. Türkçe'deki kelimelerin ilk anlamlarının pek de geçerli olmadığı bir yüzyılda piçler, babaları bilinmeyenler değil, babalarına ihanet edenlerdir. Babalarına ve annelerine. Piçlerin ebeveynleri doğal ölümle ayrılmazlar. Katillerinin adı üzüntüdür. (Piç/ sayfa:14) Böyledir işte yaşam ihanetlerle dolu ölümlerle geçer. Herkes illa katil olur ama bir başkasını öldürür ama kendini. Piçler ise katil olmaz onlar katil doğar. Katil yaşar ve son cinayetlerini işlerlerken ölürler. Böyledir işte piçler. Piçler yaşamazlar piçler hayatta kalırlar. Mücadale etmek zorundadırlar hayat herkese altın tepsilerde altın yaşam sunarken, piçlere düşen şey üç beş kilo bakırdır onuda eskiciye satarlar aslında piçler hayatta kalmak için her şeylerini satarlar o yüzden eskiciye sattıkları bakır değil yaşamdır. Böyledir işte piçler. Piçler bir yerde barınmaz bir yerde bulunurlar. Hayatlarında ki barınma ihtiyacı yağmur altında kalmış sokak hayvanlar ile eş değer şekildedir. Neresi uygun ise oraya giderler. Yer ayırmazlar, aslında ayıracak bir yerleri yoktur. Aslında tüm dünya piçlere aittir fakat sonradan çıkmış olan bu metrekare hesapları piçlere yer bulma sorunu haline gelmiştir. Böyledir işte piçler. Piçler doyumsuzdur, aslında piçler hep toktur. Bu yüzden sonu gelmeyecek şekilde harcar yer içerler çünkü bu onların yaşam amacı değil hayat zevkidir. Önemli olan şeyi yapmaya çalışırlar: doyumsuzluğu tok tutmaya yani. Fakat bu obez bir abd vatandaşıdır. Bu yüzden piçler asla doyamaz ama hep tok kalırlar. Böyledir işte piçler. Piçler aşıktır, değildir. Piçler sever, sevmez. Piçler umursar, umursamaz. Piçler ağlar, ağlamaz. Piçler saygılıdır, bir tek kendilerine. Piçler narsistir, anarşisttir, faşisttir, ideoloji fahişesidir. Piçler yeteneklidir kimsenin yetenekli olmadığı bir şeye.
Edebiyat
PiçHakan Günday · Doğan Kitap · 201911,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·134 syf.··
2018 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2018 22:39
Franny ve Zooey. Dokuz üyelik çok sanatsal ailenin son iki üyesi. Lakin bu son iki üye diğerlerinden biraz daha farklı en büyük abileri tarafından şartlı bir eğitim ile biraz değişikler -aslında Zooey'mize göre birer ucubeler- fakat tatlı ve son derece zekiler. Lakin aralarında bir kaç sorun var. Bu sorun özellikle Franny'in bir kitap okumasıyla biraz daha fazla baş göstermiş olabilir pekala. Kitaplar kitaplar kitaplar... ufkumuzu açan, bize nice güzel hayaller kurduran ve yepyeni dünyalar gezdiren değil mi ? -değil işte- bu kitap biraz garip işte. Öyle garip ki Allah kahretsin! Franny kutsal tavuk suyu bile içemiyor resmen içmekten kesildi kız! Kız allak bullak oldu asi, sinirli ve gün mahvetme peygamberi falan işte. Ayrıca hiçbir şey çare değil kıza! Allah kahretsin nedir ki bu kitap... neyse işte öyle bir kitap biraz radikal falan filan sevgilim, yaşamını değiştiriyor işte sevgilim... Peki Zooey'miz sevgilimi -Franny'i- kurtaracak mı Allah kahretsin sabırsızlanıyorum! Hadi şu durumu görelim. -Salinger gerçekten çok ilginç bir yazar benim için okurken hem okuyup hemen kurtulmak hem de hiç bitmesin istiyorum kitapları, hem seviyor hem de sevmiyor, hem beğenir hem de beğenemiyorum nedensizce bende böyle bir his uyandırıyor. Bu kitapta da aynısı yaşadım denilebilir yani hemen hemen aynısı yaşadım işte aile bağının biraz kopuk olduğu bir ailenin en küçük iki üyesinin bir haftasonunda geçen uzun öyküsünü yazmış bize yazar. Betimlemelerin bolca yer edindiği öyküde her şeyi görebiliyorsunuz. (Kitap iki kısımdan oluşmakta ilk kısım Franny ikinci kısım ise Zooey. İlk kısım oldukça kısa kitabı ikinci kısım oluşturuyor dersek haksız olmayız.) Uslübu yer yer komik yer yer ciddi olan yazarımızın ara ara tebessümler oluşturan sıcak ve bir o kadar dırdırlı ve çekişmeli güzel
Edebiyat
Franny ve ZooeyJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 20132,525 okunma
9/10
·495 syf.··
2018 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2018 00:41
Ub apkit arkiha. 13-3-2-21-1-1-8-5 Robert bul. Evet evet bu incelemeye bende bir anagram ile başlamak istiyorum. Ve bulunmasını istediğim değil bulmasını istediğim kişi romanımızın baş karekteri Robert Langdon. Hikayemiz Fransa'nın göz bebeğinde Paris'te , dünyanın en büyük müzelerinden biri olan Louvre'de geçiyor. Müzeyi bu kadar meşhur yapan en önemli unsurlardan biri de şüphesiz dünyanın en çok bilinen tablosunun Mona Lisa'nın orda bulunmasıdır. Müze müdürü bir akşam ansızın bilinmeyen bir -hayalet- kişi tarafından öldürülür ve cesetin yanında bilinmeyen bir kaç işaret vardır. Bu esrarengiz işaretlerin gizemini çözmek elbette simgebilimcimiz Robert'a ve yanında bulunan kriptoloji uzmanı Sophie düşer. Gizli işaretleri çözmeye başlayan Robert ve Sophie bu işaretlerin kendilerini doğrudan Mona Lisa'ya oradan ise türlü türlü Da Vinci eserine götürdüğünü görürler ve böylelikle sır perdesi yavaş yavaş aralanır ve tarihin en büyük sırlarından birisinin gün yüzüne çıkma hikayesi başlar. Birbirinden esrarengiz semboller ve anlamaları, bilmeceler, işaretler gizli tarikatlar, tarih, din, mabet... ve hepsinin götüreceği en son nokta KUTSAL KÂSE. Peki Robert ve Sophie bu macera ve gizemli yolun sonunda kâseye gidebilecekler midir? -Hikayenin kurgusu oluşturan- "Nedir bu kutsal kâse?'' diye sorup yanıp tutuşan kriptoloji uzmanımız ve biz yardımına yine Robert koşuyor. Böylelikle resimden müziğe; hristiyan tarihinden paganlara, kutsal ayinlerden kutsal pazarlara, mezheplere ve sebeplerine, Meryem ile İsa'nın soyuna uzanan bu macerayı hepimize bolca tarih bilgisi ile açıklayarak eğlenceye ortak olmamızı sağlıyor. -Roman son derece sürekleyici ve etkileyici lakin sürükleyiciliği sadece hikayesinin ve kurgusunun başarısında değil aynı zaman içerdiği tarih ve sanat bilgisinde
Edebiyat
Da Vinci ŞifresiDan Brown · Altın Kitaplar · 200352,9bin okunma
8/10
·168 syf.··
2018 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2018 02:33
Suç işlemenin ve kanunsuzluğun hüküm sürdüğü bir ülkede insanlara suçu işleme ya da işlememe hakkı bırakılmadan programlaştırılmaları ve bunun sonucunda doğan makileşmiş-iyi- insanın yaşamını zorluklarını ve kurtuluşunu anlatıyor Otomatik Portakal. Aynı şekilde felsefi bir kaç sorunun yanıtını da size bırakıyor bunlar; "Tanrı gerçekten iyiliğimi ister yoksa iyilik seçeneğini mi ?" veya "Seçim hakkımız olmadan iyilik yapmak bizi iyi birimi yapar?" gibi sorular. Kurgusu son derece başarılı, ilgi çekici ve sürükleyici bir kitap. Romanda baş kahramanımız makileştirilirken yaşadığı o sıkıntılı sürece iyi bir anlatım yüklenmiş. Ayrıca genç anlatıcımızın anlatımı da gayet başarılı. Dipnot: Okurken anlatımı bana Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabını çağrıştırdı.
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
9/10
·360 syf.··
2018 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2018 03:51
Derdâ. Bedeni bu dünyaya onbir yıl önce gelmiş,onbir yaşında Derdâ hem on hem bir. İki kuzu bir ev parasına hem on hem bir yaşında tarikat şeyhinin oğluyla evlendiği zaman ruhu yüzonbir oldu, hem yüz hem on hem bir yaşında. Neler görüp geçirmedi ki neler neler yaşamadı neler hissetmedi -ki- Derdâ. Mecburdu çaresizdi ama yaşadı. Ölüm döşeğinden yeni hayatına yeniden doğdu' Derda: İyiilik yapan,seven. Derda. Öldükten sonra gideceği yerde doğdu, büyüdü, iş buldu. Mutlu oldumu bilinmez ama çoğunlukla mutsuz oldu. Öldürdü, kesti ve gömdü Derda. O da annesi öldüğünde onbir yaşında idi o da annesinden ayrıldığında hem on hem birdi. Annesini gömerken yüzonbir oldu hem yüz hem on hem bir. Neler gömmedi ki Derda bıraksalar daha da gömerdi. Okumaz bilmezdi Oğuz Atay'ı tanıdı öyle öğrendi. Öyle vurdu öyle katil oldu. Öyle vardı ikiyüzonbire' Hakan Günday'ın eşsiz eseri size hiçliği, acıyı, çaresizliği ve mecburiyeti; birbirlerinden habersiz büyüyüp birbirlerini var eden iki iç-içe geçmiş iki hayatı anlatıyor. Çocuk evliliğinden eroine erotik filmlerden öğrenmenin açlığına kurşunlardan barlara ve Oğuz Atay'a kadar uzanan eşssiz bir hikaye. Bağlılık ve saplantılı şekilde geçip giden hayatları anlatıyor Hakan Günday. Kurgusunun ve kaleminin gücüne acı katarak var ediyor bu hikayeyi. Bize okutmuyor bize aynı acıları yaşatıyor, aynı duyguları hissettiriyor Hakan Günday. Okumanızı kesinlikle önerdiğim eşsiz bir kalem ve roman.
Edebiyat
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma