Derdâ.
Bedeni bu dünyaya onbir yıl önce gelmiş,onbir yaşında Derdâ hem on hem bir.
İki kuzu bir ev parasına hem on hem bir yaşında tarikat şeyhinin oğluyla evlendiği zaman ruhu yüzonbir oldu, hem yüz hem on hem bir yaşında.
Neler görüp geçirmedi ki neler neler yaşamadı neler hissetmedi -ki- Derdâ.
Mecburdu çaresizdi ama yaşadı.
Ölüm döşeğinden yeni hayatına yeniden doğdu'
Derda: İyiilik yapan,seven.
Derda.
Öldükten sonra gideceği yerde doğdu, büyüdü, iş buldu. Mutlu oldumu bilinmez ama çoğunlukla mutsuz oldu.
Öldürdü, kesti ve gömdü Derda. O da annesi öldüğünde onbir yaşında idi o da annesinden ayrıldığında hem on hem birdi.
Annesini gömerken yüzonbir oldu hem yüz hem on hem bir.
Neler gömmedi ki Derda bıraksalar daha da gömerdi.
Okumaz bilmezdi Oğuz Atay'ı tanıdı öyle öğrendi. Öyle vurdu öyle katil oldu.
Öyle vardı ikiyüzonbire'
Hakan Günday'ın eşsiz eseri size hiçliği, acıyı, çaresizliği ve mecburiyeti; birbirlerinden habersiz büyüyüp birbirlerini var eden iki iç-içe geçmiş iki hayatı anlatıyor.
Çocuk evliliğinden eroine erotik filmlerden öğrenmenin açlığına kurşunlardan barlara ve Oğuz Atay'a kadar uzanan eşssiz bir hikaye.
Bağlılık ve saplantılı şekilde geçip giden hayatları anlatıyor Hakan Günday.
Kurgusunun ve kaleminin gücüne acı katarak var ediyor bu hikayeyi.
Bize okutmuyor bize aynı acıları yaşatıyor, aynı duyguları hissettiriyor Hakan Günday.
Okumanızı kesinlikle önerdiğim eşsiz bir kalem ve roman.