Ben görüyordum kendi hayatımı karanlıkta. Bir kitap okudum, seni buldum. Ölmek buysa ben yeniden doğdum. Çünkü şimdi burada, bu dünyanın içinde anısız ve geçmişsiz yepyeni biriydim ben: Televizyondaki yeni dizilerin yeni ve güzel yıldızları gibi, yıllar sonra ilk kez yıldız gören zindan kaçkını çocuksu şaşkınlığı gibi. Eşini benzerini duymadığım bir sessizliğin duyuyorum ve soruyorum: Neden otobüsler,geceler,şehirler? Neden bütün o yollar, köprüler,yüzler? Neden geceleri şahin gibi bastıran yalnızlık, neden yüzeylere takılıp kalan kelimeler, neden o hiç dönüşü olmayan zaman? Toprağın çıtırtısını duyuyorum ve saatimin takırtısını. Çünkü zaman üç boyutlu bir sessizliktir diye yazmıştı kitap. Demek ki üç boyutu hiç mi hiç anlamadan, hayatı, dünyayı ve kitabı kavrayamadan ve seni bir daha göremeden ölecekmişim diyordum ve böylece yeni, yepyeni yıldızlarla ilk defa konuşuyordum ki çocuksu bir çocuk gibi aklıma geldi! Daha ölmeyecek kadar çocuktum ben ve nesnelerin dokunuşunu, kokusunu, ve ışığını yeniden keşfederek alnımdan akan kanın sıcaklığını soğuk ellerimde mutluluk hissettim. Mutlulukla bu dünyayı seyrettim. Canan, seni severek.