Ülkü Bulut

Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kul- lanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?
Reklam
Bu dünyadan istiyorum…
“İlkbahar gibi bir mevsimi olan bu dünya, üzerinde yaşanmaya değer... Ne olursa olsun...”
Neden kızıyorsun? Neden şikâyet ediyorsun?” dedi. “içinde şeytan dediğin o şeyin en kıymetli tarafın olmadığını nereden biliyorsun? Sizin gibi beş hissin- den başka duygu vasıtası olmayanlar bu daimi korkudan kurtulamazlar. Asıl sebep ve illetlereI varabilseniz göreceksiniz ki en zayıf tarafımız dışımızdadır. Gözümüzü kör eden yedi renktir, kulağımızı sağır eden sesler, ağzımızı pas- landıran yediklerimiz, kalbimizi önce coşturup sonra durduran sonsuz koşma- larımızdır. Yüksek insan dışına değil, içine kıymet verendir.”
Büsbütün başka bir hayat, daha az gülünç ve daha çok manalı bir hayat istiyorum.
Hayatta hiçbir şey, uğrunda ölmek için is- tenmez. Her şey yaşamamız için olmalıdır. Hatta biraz ileri gideyim, kendi yaşamamız için... Sen kafanın içindeki yokluğa o kadar saplanmışsın ki, derhal uğrunda can feda edecek bir şey arayarak ikinci bir yokluğa dalmak istiyor- sun! Yaşamak, herkesten daha iyi, herkesten daha üstün yaşamak, insanlara hâkim olarak, kuvvetli, belki de biraz zalim olarak yaşamak... Dünyada bundan başka istenecek ne vardır? Hayatını bu gayeye vakfet, görürsün, nasıl birden- bire canlanacaksın!”