Bugün babam için mi yoksa Füsun cenazeye gelmediği için mi acı çektiğimi soran okurlara ve müzegezerlere, aşk acısının bir bütün olduğunu söylemek isterim. Gerçek aşk acısı, varlığımızın en temel noktasına yerleşir, bize en zayıf noktamızdan sımsıkı yakalar ve diğer bütün acılara derinden bağlanarak bütün gövdemize ve hayatımıza hiç durmayacak bir şekilde yayılır. Eğer umutsuzca aşıksak, Baba kaybından en sıradan talihsizliğe, mesela anahtarımızı kaybetmeye kadar her şey, diğer bütün acılar bir gün dertler ve huzursuzlukları bir gün her an yeniden kabarmaya hazır olan asıl ıstırabımızın tetikleyicisi olur.