Gözlemciyi gözlemlemek...
Kolay değil şahitlik etmek...
Kolay değil kendini izlemek İnsana çok garip gelir Çok yalnızlaştırır.. Çok acı verebilir... Ancak bir o kadar da farkındalık katar Kendini dışarıdan izlemek...
Hani diyorsan ya bazen
"Şundan iğreniyorum" Tam iğrendiğim noktada kendini görmen gerek.
"Şu tarz insanlardan tiksiniyorum" Sevmediğin herkeste kendi versiyonlarını fark etmek...
"Bana böyle davranılmasından nefret ediyorum" Senin nasıl davrandığını anlaman gerek...
Her gördüğün yanlışta senden bir parça var... Yoksa o yanlışı görmeyecektin. Her takıldığın olayın seninle bağlantısı var. Yoksa o olay sana takılmayacaktı. Her gördüğün kusurda sen varsın. Yoksa kusur göremezdin.
Ne demişti Arifler? "Kusur görendedir"
Gördüğün sahnelerin rasgele olduğunu... Maruz kaldıklarının birer tesadüf olduğunu... Evrenin senden bağımsız işlediğini... Dünyanın hatalar ve kusurlar ile dolu başıbozuk bir yer olduğunu... Yaratıcının da her şeyi kayıtsız İzlediğini düşünme vehminden vazgeçmedikçe öğrenemeyeceksin.
Şu elindeki telefonun bile senin düşünce şekline göre algoritma üretip keşfetini düzenlediğini görebiliyorsun da etrafındaki her şeyin daha yüksek teknolojili ilahi bir algoritma ile sana göre şekillendiğini düşünmek ürkütücü mü geliyor? Evet, merkezdesin ve sana göre şekil alıyor her şey.
"Hepsinin merkezinde ben varsam neden istediğin gibi olmuyor? diyorsun haklı olarak.
Atladığın yer: Evren, sen ne isen one göre şekilleniyor... Zihnindeki nöronlar ve bağlantılar ile eş zamanlı çalışan bu evren istediğine değil "ne olduğuna" göre şekillenen çok adil bir sistem.
Sadece ağzından çıkana değil kalbine, düşüncelerine, yaptıklarına ve yapmadıklarına göre işliyor.
Senin ceza sandığın şey çoğu zaman sadece cevap. Ne isen o geliyor başına.
Nasıl düşünüyorsan