"Çok güzelsin, Türkan. Seni memnun etmek için söylemiyorum bunu. Bu benim kişisel görüşüm değil. Bana çok güzel görünüyorsun, demiyorum sana. Bir başkasının fikrine ihtiyaç duymaksızın zaten güzel olduğun gerçeğinden bahsediyorum. Ne kadar güzel olduğunu sen de bil diye söylüyorum. "
Ne yaşama sadece beş saat tutunmuş kız kardeşime ne onu doğururken kaybettiğim anneme ne beni kapıda teyzeme emanet edip arkasına bakmadan, bakamadan belki de, arabasına binip giden ve bir daha geri gelmeyen, belki de gelemeyen babama, ne son nefesinde bile öpüp koklayamadığım Orhan'a edebildiğim bir vedaydı bu. Hayatımın ilk hakiki vedası olabilir mi? Düşündüm, emin olamadım. Belki de.
"Hoşçakalın, Türkan!" diye seslendi en son, "Yine görüşeceğiz!"
(Kendini 540 enerji alanına koymak, kendiliğinden iyileşmek anlamına gelir O halde sevgi dolu bir düşünce şifalandırırken olumsuz bir duygu hastalığa yol açmaktadır. Sevgi dolu bir insan olmayı seçmek, beynin endorfin salgılamasına yol açar ve bunun da bedenin sağlık ve mutluluğu üzerinde büyük bir etkisi vardır (Bkz. s.42 Beyin Fizyolojisi Tablosu). Mutluluk, olumsuz olanı bırakmaya ve bilince onun yerine sevgiyi almaya istekli olmaktan doğar çünkü bozulmamış bir bilincin özü, doğası sevgidir. Bunu saf masumiyet ile dolu olan bebeklerde görürüz. Sevgi insan doğasının özünün ifadesidir. Adeta bebek henüz korkmaya, şüphe duymaya ya da sınırı hissetmeye programlanmamıştır.