İnsan bakıştır ve bunun içten içe farkındadır. Kendisi bakan değil de bakılan olduğunda, mesela görücü önüne, sahneye, mikrofona, kamera karşısına geçtiğinde tedirgin olur. O vakit sebebini pek net tayin edemediği bu tedirginliğin kaynağı, bakmanın yıkıcı, tahrib edici ve aynı zamanda inşa edici niteliğini tanımasıdır. Kendisine bakan beş, beşyüz, beşbin göz, onu tuğla tuğla sökmekte ve yeniden tuğla tuğla örmektedir. Bu sebeble "kendini göstermek" deriz; yani sahnedeki, mikrofondaki, ekrandaki "kendini göstermek" zorundadır, çünkü kendini gösteremezse bakılsa bile görülemezdir. Kendini göstermenin gerilimli performansını da icra ederken, o da kendini, bakanların gözüyle sökmekte ve örmektedir. O gözü ne oranda tanıyorsa ve onunla ne oranda barışıksa, kendini göstermekte de o oranda mahirdir.