Transhümanizmin Topluluk Şubelerine Dair
Türkiye'de teknolojinin diğer emperyal devletler kadar gelişmemesi ve günlük hayatı kolaylaştırıcı materyallerin batıya müsavi olmaması, buraya da materyaller üzerinden müdahale edileceği anlamına gelmiyor. Şöyle ki, insanın fıtratını koruyan ve toplumun ananelerini oluşturan ahlaki temellere yönelik en keskin öğretiler, bu topraklarda asırlarca hakim olmuştur. Bu ahlaki öğretilerin kaynağı olan ilahi nizamı sarsmak ve farklı bir toplum düzenini aşılamak, elbette robotik mühendisleri, yapay zeka yazılımcıları ya da ağır sanayi şirketlerinin görevi olmayacaktı.
Vahiy menşeli ilahi bir nizama sahip olan toplumların ahlak ve temel örgülerini oluşturan düsturlarına aykırı bir hayat tarzını dayatmak, ilahi nizamı sorgulamaya kapı aralayabilecek ve toplumun ana kurumları arasında ihtilafa yol açabilecek en etkili yollardan biridir. Nitekim kadın/erkek eşitliği, kadına şiddet, erkeğe sükut suikasti, toplumsal cinsiyet eşitliği, eşcinsel bireylerin hakları, feminist propaganda ve türevi olan LGBT grupları gibi bir çok argümana modern medyanın hipnozuyla alıştırılmış olduk. Bu argümanları eleştiriye dahi kapatmış olan İstanbul Sözleşmesi de, hipnozun en büyük saikidir.
Mezkur meselelerin her biri transhümanizm'in bu toplumdaki şubeleri niteliğinde tahkik edilmeye muhtaçtır. Bir takım kanunlar ve kurumlar eliyle (Örn; KADEM) yönlendirilen bu meseleler, toplum düzenine had safhada tesir ettiği gibi, ahlaki diyalektik haricinde farklı çözüm(yıkım) tezleri de sunmaktadır. Tam da bu kaos sürecinde transhümanizmin nasıl bir zemin hazırlayabileceğini, yani vahiy menşeli ahlak nizamına mensub olan bir cemiyetin yaratılış kodlarını nasıl hacklediğini görebilirsiniz.
Emre EROĞLU
Serdengeçtiler - Kavram Hareketi
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu işler niçin böyle? Nereye gidiyoruz? gibi gerçek problemleriniz varsa sisteme, siyasete, liderlere baktığınız kadar kendinize de bir bakın. Tarih yalnız düvel-i muazzamanın, liderlerin ve büyük aktörlerin değil sizin de tarihinizdir; tarih yapıcılardan biri de sizsiniz. Çünkü tencere yuvarlanır kapağını bulur. Davul da dengi dengine vurur.
Sünneti terketmenin yokluğa mahkum olmak demek olduğu, Son Peygamberin yoluna girmeden hiçbir bilginin, şifa temin eden hiçbir doğrunun kavranılamayacağı bilinmelidir.
Zorlamayla elde edilen şartların, kendiliğinden oluşmayan durumların bizi istenilen sonuca götürmeyeceğini anlamamız, anlayabilmemiz gerek. Her zorlama peşinden gizli veya açık bir şiddeti (terreur) ve her şiddet de isabetsiz, yıpratıcı çırpınmaları davet edebilir.
Hakikat hiç kimseyle paylaşılmasa bile hakikat olma vasfından bir şey kaybetmez. Ama paylaşılmayan hakikat, hiçbir zaman "tecelli" edemez.
İnsanın kendini bütün imkanları ile gerçekleştirmesi özleniyor. Bu ise konuşurken her kelimede alfabenin bütün harflerini kullanmak istemek gibidir. Yirmi dokuz harflik bir kelime kurmak muhtemel ise niçin dört harfli bir sözü söylemeli? Bu soru bunaltıyor kâfirleri.