Yere Göğe Sığdırılamayan Bir Hayal Kırıklığı
5/10
·224 syf.··
2026 35. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 08:34
O kadar öfkeliyim ki dayanamayıp ilk defa beğenmediğim bir kitaba inceleme yazdım! Sabahattin Ali’nin kalemine, insan ruhunu işleme becerisine başka eserlerinde hayran kalmış ve gözü kapalı tam puan vermiş bir okur olarak, Kuyucaklı Yusuf’la kurduğum ilişki benim için tam bir öfke patlaması oldu. Belki hayatımın her şeye öfkelendiğim, kötü bir dönemine denk geldi bu kitap; belki de bitiremedikçe içimde büyüyen o gerginlik kitaba yansıdı. Ama emin olduğum bir şey var: Ben bu kitaptan ve özellikle Yusuf karakterinden nefret ettim. Edebiyat dünyasının bu romanı neden bu kadar büyüttüğünü, neden bu kadar beğendiğini asla anlamıyorum. Sabahattin Ali gibi bir yazar nasıl böyle bir karakter yaratmış, hayretler içerisindeyim. ​Kitabın sonunda Ahmet Oktay’ın bir yorumu var. Onun yazdıklarından anladığım kadarıyla, Yusuf’un bu halleri "yetim olmasına, üzerinde hissettiği baskıya ve özgür olamayışına" bağlanıyor. Evet, yetim olmasının onda bıraktığı hasarı anlayabiliyorum, buna bir sözüm yok. Ama bana göre Yusuf’un kitapta hiçbir derinliği yok. Karakter bana asla geçmedi; karşımda son derece tuhaf ve içi boş bir figür buldum. ​Beni asıl çileden çıkaran ve "Bu kadarı da olmaz" dediğim şey ise Yusuf ile Muazzez arasındaki ilişki oldu. Kitabın başlarında, küçücük hallerini okurken aralarındaki o tatlı abi-kız ilişkisini çok sevmiştim. Hatta okurken içten içe "Umarım bunların arasında bir şey yaşanmaz" diye dua ediyordum. Tamam, öz kardeş değiller ama sen onu kız kardeşin olarak büyütmüşsün. Küçücük bir kızın abisinden hoşlanmasını çocukça bir hayranlık diyerek bir tık anlayabilirim belki. Ama kocaman Yusuf’un, kendi ellerinde büyüyen küçücük bir çocuğa karşı bir anda bir şeyler hissetmeye başlamasını asla aklım almıyor. ​Üstelik bu hissetme durumu da tam bir fiyasko. Yusuf,
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,8bin okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 96. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 02:28
BAYILDIM! Biz kadınlar harikayız onca eziyete onca acıya rağmen dimdik durup hakkımızı arayabilmeliyiz bu kitap beni çok etkiledi üstelik gerçek hayatta olup bitenlerdi umarım bu artık son bulur umarım adalet olur umarım artık kızlarımız çocuklarımız kadınlarımız zarar görmez..
Ben Her Şeyim Benim Adım KadınDeniz Erkin Purut · Olimpos Yayınları · 2023184 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tilkinin Gösterdiği Yol
8/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 112. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 22:12
Elbis Saren, insanların cadı olarak andığı tuhaf bir şifacı kadınla birlikte yaşamaktadır. Bir gün yine her zamanki gibi Oro Ana için malzeme toplamak üzere ormana girmişken karşısına tam da listesinde bulunan bir tilki çıkar ve oğlan da doğal olarak onun peşine düşer. Tabii tüyleri tıpkı altından iplikler gibi parıldayan bu tilkinin peşindeki tek kişi o değildir. Kısa sürede biri büyücü, diğeriyse avcı olan iki kişiyle karşı karşıya kalan El, oradan kaçmak yerine kendini bile şaşırtarak zavallı hayvanın yardımına koşmaya karar verir. Elbette ki sadece saf amaçlar gütmüyordur ama olsun. Şimdilik elimizdeki en iyi şey bu. Bir noktada Elbis, kapandan kurtarmayı başardığı tilkiyle beraber kaçmaya başlar. Arkasından gelen düşmanlara rağmen ona yol gösteren küçük tilkinin rehberliğini kabul eden Elbis, bir süre sonra kendini bildiği ormanın çok ötesinde bulur. O andan sonra geri dönmek artık bir seçenek olmaktan çıktığı için de mecburen tilkinin peşinden ilerlemeye devam eder. Ve sonunda karşısına, bir dağın içindeki sıradışı gölün üzerinde yükselen devasa bir yapı çıkar. Özel varlıkların gittiği bir okul: Nyxhaven Akademisi. İşin kötü tarafı, Elbis bir insan olmasına ve bunu yapamayacak olmasına karşın akademi sınırları içerisine girmeyi başarır fakat aynı zamanda çıkış yolu da ardından kapanır. Çünkü akademi öğrencilerinin oradan ayrılabilmesinin yegâne yolu, öğretim yılını başarıyla tamamlamaları hâlinde mümkündür. Belki diğerleri için bu oldukça basit bir görevdir fakat Elbis, bu süre zarfında hayatta kalabilmek için hem kendi türüne karşı büyük bir nefret besleyen bu doğaüstü canlıların arasında kimliğini gizlemelidir hem de 1. sınıfı bitirene kadar canlı kalmayı başarmalıdır. Hikâyenin genel şekilde konusu bu şekildeydi. Öncelikle söylemeliyim ki fantastik
1000Kitap
Kaos TanrısıD. S. Yon · İndigo Kitap · 202615 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 62. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:41
Saffet Murat Tura, 143 sayfaya, Freud'dan Lacan'a gelene kadar, neler sığdırmış neler... Descartes, Sartre, Adler, Sullivan, Rank... Hatta Dostoyevski'den alıntı bile bulmak mümkün. Freud'dan Lacan'a Psikianaliz, Lacan'ın Freud'dan dönüşen yaklaşımını konu alıyor. Freud'un yaklaşımıyla başlayarak Sartre, Adler gibi yaklaşımların karşılaşmasıyla devam edip, Lacan görüşü ve yine karşılaştırmalarla konu tamamlanıyor. "Bilinçdışı, dil gibi yapılanmıştır." diyen Lacan'ın kavramlarından en önemli iki tanesi: Ayna Evresi ve Dilbilim yaklaşımı. Lacan'ın özgün yanı, psikanaliz ile yapısalcı dilbilim arasında kurduğu ilişkidir. Saffet Murat Tura, Freud ve diğer kuramcılarla yapılan karşılaştırma ve yorumlarla, Lacan yaklaşımını detaylandırıyor. Örneğin; ️Freud dürtülere, Lacan dile öncelik veriyor. ️Freud'da göre bilinçdışı bastırılmış dürtülerden oluşur, Lacan'a göre bilinçdışı dilsel bir yapılanmadır. ️Freud'a göre gelişim Oidipus Kompleksiyle başlar, Lacan Oidipus Kompleksini "Baba Adı" olarak tanımlar. Konuların içine girdikçe öğrenmenin keyfi artarken, sorgu listesi de gittikçe kabarıyor. Hala benimseyemediğim bazı yaklaşımlar var ki bu konu da aynı fikirde olan kuramcıların olması beni rahatlatıyor. :) Ama Lacan'la şimdilik iyi anlayarak gibiyiz. Ancak, kavramlarını daha iyi tanımam, sindirmem gerekiyor. Şu an için sadece fikir edindiğimi düşünüyorum. Umarım geliştirip, harmanlayabilirim. :) Yeni keşiflerde görüşmek üzere.
Freud'dan Lacan'a PsikanalizSaffet Murat Tura · Metis Yayınları · 2021229 okunma
8/10
·464 syf.··
2026 49. kitabı
Ölen arkadaşının babasına güvenerek intikam yoluna çıkan Kutsal'ın gerçek ve doğuyu ayırt edemediği ve bir yandan da acımasız rus mafyasını yakından tanımaya başlamasından sonra vereceği kararları anlatıyor. Bu yola çıkmadan önce Araz bir canavarken şimdi de her şeyi yapmış olsa da şunu yapmaz evresine geçiyoruz. Bu da kartları yeniden dağıtıyor. Aslında kitabın başından bu kitabın nasıl biteceğini tahmin ediyoruz. Şahsen çoğu detayı tahmin ettim ama Rüya ve Araz'ın tanışıklığını çok merak ediyorum. Bir eleştiri de şu olabilir. Rüya ve Kutsal'ın arkadaşlığıyla ilgili bu intikam motivasyonuna bağlanabileceğimiz anılar okumak isterdim. Bir iki tane küçük şeyler vardı sadece. Zaten sonlara doğru da o kadar da yakın olmadıklarını anlıyoruz çünkü hayatlarında önemli dedikleri kişileri birbirlerinden saklıyorlar. Onun dışında Araz'a bayıldımm. Hiç mafya diye kasıntı biri değil jdjdj İkisinin uyumuna bayıldım. Kızın arkadan çeviriği işleri anlıyor ama sessiz kalıyor ve yine de kıza kapılıyor ihanet onun için affedilmez olsa da. Ki finalde de bu durum bizi mahvediyor. Kutsal'ın kavuştuğu ailesini de bakalım hikayenin yönünü nasıl eskileyecek. Umarım çok ara vermeden ikincisi gelir merak ettiğim çok şey var.
Harzemşah 1: Moroz YasasıAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 202626 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
Selammm Bir çocuk okurken hem eğlenebilir hem de fark etmeden yeni şeyler öğrenebilir mi? İşte bu kitapla mümkün Her şey küçük bir gizemle başlıyor ama sonrasında kendinizi Yerebatan Sarnıcı’nın serin koridorlarında, eski taşların arasında dolaşırken buluyorsunuz.Her yeni ipucu onları farklı bir keşfe götürürken, okur olarak biz de onların peşinden sürükleniyoruz. Tarih, macera ve dostluk öyle güzel iç içe geçmiş ki hiçbir bölüm diğerinin önüne geçmiyor. Doruk’un cesareti, Sena’nın dikkatli gözlemleri ve Ayaz’ın ekibe kattıkları da birbirini çok güzel tamamlıyor. Hiçbiri tek başına kahraman olmaya çalışmıyor; birlikte hareket etmeleri hikayeyi daha sıcak hissettiriyor. Yapay zeka dostumuz Lumo’yu ayrıca çok sevdim. Ama en sevdiğim karakter Aylin teyze oldu. Merak etmeyi seven çocukların elinden kolay kolay bırakamayacağı türden bir kitap. Bir ipucunun peşinden koşarken dostluğun, cesaretin ve birlikte düşünmenin ne kadar önemli olduğunu da hissettiriyor. Verdiği mesajlar tam yerindeydi. Biz çok sevdik, siz de seversiniz umarım. Zaman yolculuğuna hazır mısınız? Hazırsanız başlayalım o zaman • Çizimlerinin güzelliğine de değinmeden geçmek istemiyorum. Çizimleri sayesinde okuduklarımızı gözümüzde canlandırmak, hayal etmek çok daha kolaydı. Sanki o anların içindeymişiz gibi.
Zaman Dedektifleri / Sarnıcın SırrıFunda Yalçınkaya · Gülbey Yayınları · 20267 okunma