Merhabalar(:
Öncelikle yazdığım şeyler, kitabı henüz okumamış biri için spoiler sayılacaktır eminim bu yüzden kitabı henüz okumayıp fikir alma amaçlı bu incelemeyi okuyorsanız yazacağım üç beş cümle sonrasını okumamanızı tavsiye ederim.
Okumayan ve okumayı düşünüp ikilemde kalanlar için yalnızca tek bir şey söyleyebilirim: Ne kadar uzun olduğuna bakmaksızın ve de uzunluğundan dolayı sıkılacağınızı düşünmeksizin, kitap elinizin hemen altındaysa okumanızı yürekten tavsiye ederim. Zira bu kitapta yazan satırların içine giren birçoklarının Oblomov'un hikayesini çok seveceğini, bunu yüreğinden hissedeceğini düşünüyorum. Saygılar (:
Öncelikle kitabın uzunluğu beni de korkuttu başlamadan evvel, itiraf edeyim. Ama sonra her gün 100 küsur sayfa okursam 6 gün gibi bir sürede biter diye düşünüp okumaya başladım. Henüz sadece ön sözünü okurken kitabı çok seveceğimi hissettim. Hikâyenin giriş sayfasına başladığım an bir hüzün çöktü içime, üzüleceğimi hissettim. Birkaç sayfa okuyunca eğlendiğim yerler olduğunu gördüm, güleceğimi hissettim. Kısacası henüz başlarındayken bile bu hikâyenin benim için gerçekten bir şeyler ifade edeceğini anlamıştım ve öyle de oldu. Oblomov karakterinin nasıl bir insan olduğunu okudukça onda kendimi gördüm. "Bu benim ya!" dediğim çok yer oldu. Gerçekten ısındım ona.
Başlarda biraz komiğime bile giden apaçık aptallıkları sonlara doğru yüreğimi iyice burkar oldu. Hayallerinin masumluğu karşısında hayatın, insanların acımasızlığı; Oblomov'un gerçekten sevdiğine inandığım kadının onu haksızlık ederek, sudan sebepleri bahane ederek terk edişi; gerçekten dostu olmasına ve gerçekten onu düşünmesine rağmen kendi mutluluğu için Oblomov'u hiç düşünmeden bir kenara atan arkadaşı; ondan, parasından faydalanmaya kalkışan alçaklar. Oblomov'un üzülüşüne sebep olmuş