Sultan tarafından halifeye gönderilen bir mektupta Haçlıların inat ve azminden söyle söz edilir:
Frenklerden davaları uğrunda ölümü hiçe sayan, bu uğurda vatanlarından, ailelerinden sevinerek ayrılan , denizin dalgalarına binerek canlarını tehlikeye atan kişilerle İslamın başı dertte. Onlar, bütün bunları papazlarına itaat, marqizlerinin emirlerini yerine getirmek, inançlarını korumak, peygamberlerinin kabri uğrana ölmek için yapıyorlar. O dereceki kadınları bile deniz yoluyla ülkelerinden geldiler..... Müslümanlar ise tam aksine sızlanıyorlar, sabır göstermiyorlar. Bölük bölük oluyorlar. Sıvışıp gidiyorlar, dönmüyorlar. Kalırlarsa para verilince kalıyorlar. Gelirlerse kalplerinde birlik olmadan geliyorlar.
Dımyat zaferinden sonra Selahattin 1170 yılında bazı sünni reformlara girişti. Şiiler tarzında ezan okunmasını yasakladı. Fatımi kadılarını azlederek yerine Sünni kadılar tayin etti. El-Ezher' deki Fatımi daailik merkezini kapattı. Onun yerine Sünni mezhebi yaymak, kuvvetlendirmek için medreseler açtırdı....