Başkalarının gerçekliğine kapılan insanlar vardır, onların konuşma tarzlarına, bacak bacak üstüne atışlarına sigarayı yakışlarına.. Başkalarının varlığına saplanıp kalırlar. Günün birinde ya da daha doğrusu bir gece, tek bir Öteki'nin arzu ve iradesine kapılırlar. Kendileri hakkında inandıkları her şey yıkılır. Tamamen çözülüverirler ve olayların bilinmez akışı içinde sürüklenen yansımalarının hareketlerini, boyun eğişini izlemeye koyulurlar. Her daim Öteki'nin iradesinin arkasından giderler. O hep bir adım ileridedir. Ona asla yetişemezler
Ne teslimiyet ne de rıza, sadece "bana ne oluyor" ya da "bu benim başıma geliyor olamaz" dedirten gerçeğin sersemleticiliği. Fakat bu şartlarda ben yoktur artık ya da aynı ben olmaktan çıkmıştır. Yalnızca Öteki vardır; her hareketin, durumun, bir sonraki ânın efendisi odur, yalnızca o bilir,
Sonra Öteki çeker gider; artık hoşuna gitmez, ilgisini çekmez olmuşsunuzdur. Sizi gerçeklerle, mesela kirli bir donla baş başa bırakıp terk eder. Tek umursadığı kendi zamanıdır artık. Sizse çoktan alışkanlık haline getirdiğiniz itaatkârlıkla baş başa kalırsınız. Efendisi olmayan bir zamanda tek başınıza
Başkaları için şimdi çocuk oyuncağıdır sizi ayartmak, içinizde açılan boşluğu doldurmak için üşüşürler, hiçbir şeylerine itiraz etmezsiniz, varlıklarını hayal meyal hissedersiniz. Siz Efendi 'yi beklersiniz, hiç değilse bir kere lütfedip size dokunmasını. Yapar bunu, bütün varlığınızla yalvardığınız olanca kudretiyle, bir gece yapar, Ertesi gün toz olur. Önemsemezsiniz, onu tekrar görme umudu yaşama sebebiniz haline gelmiştir artık, giyinmeniz, kendinizi geliştirmeniz, sınavlarda başarılı olmanız hepsi onun içindir. O geri gelecek ve bu sefer ona layık olacaksınız, hatta daha da ötesi, önceki silik varlığınıza kıyasla bilginizle, özgüveninizle,