İş ne körbağırsakta, ne de böbrekte; hayat ve ölümde... Öyle ya. Bir hayat vardı; şimdi de gidiyor... Gidiyor ve onu tutmak elimde değil... Evet. Ne diye kendimi aldatayım? Ölmekte olduğumu, benden başka herkes bilmiyor mu? Hafta, gün meselesi... Hatta belki de şimdi... Az önce ortalık aydınlıktı, şu anda karanlık... Buradayım. Birazdan oraya gideceğim! Nereye?
İvan İlyiç de, kendi hayatını nasıl zehirlemişse şimdi de başkalarının hayatını zehirlediğini, üstelik bu zehrin azalmayarak gitgide bütün varlığını sardığını anlayarak tek başına kaldı.
Zaman bazen kuş gibi uçar, bazen de solucan gi sürüne sürüne gider ama insanın en çok hoşuna giden, zamanın çabuk mu, yavaş mı, nasıl geçtiği fark edilmeden geçip gitmesidir.