Sonunda, yalnız kendisinin işitebileceği bir fısıltıyla, başka çarem kalmadı, diyerek bir kapının girintisine yürüdü, çevresine bakındı -gözleyen yoktu, evet- ve cebinden ince uzun bir not defteri çıkardı. Defterin kapağında, büyük, köşeli harflerle şu sözcük yazılıydı: BUDALALIKLAR. Kien’in bakışları önce bu sözcük üzerinde durdu, sonra sayfaları çevirdi, defterin yarısından fazlası doluydu; unutmak istediği her şeyi buraya geçirirdi. Önce tarihi, saati, mekanı yazmakla işe başlar, bu verileri, insanların ne denli budala olduklarını gözler önüne seren yeni bir olayın dile getirilmesi izlerdi. Her olayın sonuna da bir başka özdeyiş eklerdi. Derlediği budalalıklar, bir daha asla açılıp okunmazdı; defterin kapağına şöyle bir göz atması, yeter de artardı.
Hayattan nefret, kendine hayran bir tavırdan başka nedir? Ki sonuçta kendine reva görmediğinden kaynaklanıyordur yaşamın bu biçimini, sen sebebi ne sanarsan san.