Gıcırdayan zeminden yatak odama geçip aynaya baktım. Evet, büyük bir fark var. Bir yıl önce valizimden çıkardığım aynada sinekkaydı bir yüzün yansıması vardı. Yirmi üç yaşındaki başımı yandan ayırdığım saçlarım süslüyordu o zamanlar. Artık öyle değil.
Anna Nikolayevna inlemelerin ve çığlıkların arasından bana selefim olan deneyimli cerrahın çevirme işlemini nasıl yaptığını anlatıyordu. Kulağımı açmış onu dinliyor, söylediklerinin tek bir kelimesini bile kaçırmamaya çalışıyordum. Yaşadığım bu on dakika, kadın hastalıkları dalından "yüksek not" aldığım devlet sınavına hazırlanırken okuduğum o kitaplardan çok daha fazlasını katmıştı bana.