Doğada hiçbir şey kusursuz değildir. Tamamlanmış bir şey yoktur ve hiçbir şey sonsuza dek aynı kalmaz. “Kusurlu olanın güzelliği” bize kabul etmeyi, noksanlıklarımızın aslında gelişmemize fırsat tanıdığını öğretir.
İnsanın sonu gelmeseydi, sonsuza kadar dünyada kalsaydı her şey anlamını yitirirdi. Hayatın en kıymetli yani belirsizliğidir. Canlı varlıkları düşünelim… Hiçbiri insanlar kadar yaşayamaz. Mayıs çiçekleri çöken akşama dayanamaz, ağustosböceği baharı ve sonbaharı tanımaz. Kusursuz dinginlikte bir tek yıl olsun yaşamak ne muhteşem bir huzurdur! Senin için bu kadarı yeterli değilse binlerce yıl da yaşasan gece gördüğün bir rüya gibi gelecektir.
Doğadan, uygarlaştırılmış bir özgürlüğün ve kültürün basitliğine karşı gerçekten özgürlükten, vahşi alemden söz etmek istiyorum. İnsan toplumda bir bireyden öte doğanın sakini, onu oluşturan parçalardan biri olarak düşünülmelidir.