Birçok kez bana danışanlar oldu. Pastanın büyük dilimi ise onlarda kaldı. Zaten pastaları pek sevmem. Niye bu zamanlarda iyiydiniz de şimdi dalga dalga sahile vurup kumları götürüyorsunuz? Ben niye bu kara çalmalarınızı üstleniyorum, neden? Nedir bu kıyıcı bencilliğiniz? Oysa tek başıma kaldığımda beni dinlemiyorsunuz. Ben artık, insanların uzaklaştığı değil, insanlardan birazcık daha uzaklaşacağım dünyamı istiyorum. Ne yataklar, ne yaşamlar, ne engin ovalar, ne mücevherler istiyorum.
Ey benim, başakların boy gösterdiği, dağ cılıbıtlarının ötüştüğü, erdemli düşüncelerin namusluca dövüştüğü, düşünmenin, sevginin ve saygının karşılıklı olduğu, vefanın boyun borcu bilindiği, bilimle, sanatla, irfanla yoğrulmuş ütopyam! O laf arasında geçen eski insanların zamanı, neredesiniz, çıkın gelin! Şimdi bana bunun "hayal" olduğunu söyleyecekleri bir evredeyim. Sizinle aramız kötü olsa da buyurun, felsefeniz yerli yerinde. Biz biraz zaman atladık bu küçük kürenin içinde. Bu geçmişte ne varsa özlenecek, siz de getirin özlencelerinizi, öğütlerinizi, sevinç ve üzüntülerinizi. Neşelendirin benliğimi, beni ikinci kez doğurun!
BLBN 14/04/26