Brecht, izleyiciyi bir olay örgüsüne hapseden, o olay örgüsü içinde “figür”ler ile bütünleştirerek duygusal bir aynılık yaratma ve en nihayetinde çözülme ve sonuca ulaşmanın verdiği duygusal boşalım (katarsis) ile bir sahte gerçekliği yaratan burjuva anlayışına cepheden karşıydı. İzleyici burada edilgendi, düşünme, tartışma ve değerlendirmeden yoksundu; izleyicinin gerçeklikle teması bir inanıştan öteye gitmiyordu. Brect, gerçeğin bir taklidi ile (mimesis) yaratılanın kitleyi uyuşturduğunu ve tarihsel sürecin dışına ittiğini, bu sayede kitlelerin etkisizleştirildiğini ve düzene uyumlu hale getirildiklerini düşünüyordu.