Kevser H

Kevser H
@umutgezgini
• Fazla Uzaklaşmış Olamaz (Şule Yayınları- 2025) kitapyurdu.com/kitap/fazla-uza...
Fazla Uzaklaşmış Olamaz
Puan vermedi·120 syf.·
2026 1. kitabı
Bazen her şey gözümüzün önündedir. Fark etmeyiz. Bu, nasıl büyüdüğüne inanamadığımız bir çocuktur kimi zaman; sevgimizi farklı yollarla gösterdiğimiz, kimi zamansa gösteremediğimiz. Hep yanımızda olacağını düşünürüz. Gitse de dönüp dolaşıp gelir. Yokluğuyla bırakmaz bizi. Öyle sanarız. Fazla Uzaklaşmış Olamaz üç bölümden oluşmakta; Kesik, Kabuk, Dikiş izi. Herkesin yarası ve yarasının derinliği başkadır. İlk öyküsüyle okuru ameliyat masasına yatırıp Ondan Geriye Say, der. Yalnız bu öykü için değil. Bütün öyküleri kapsamaktadır bu geri sayım. Üç, iki, bir. Derin bir kesik atılır. O kesikten oğluna sevgisini gösterememiş bir baba çıkabilir. Bütün sevgi birikmiştir içinde. Yaşlıdır artık, torununu oğlu sanmaktadır. Yara derin, fakat daha derin kesikler var. Kevser Hattatoğlu'nun kendi sesinden dinlediğim Son Konserve Kavanozu öyküsüne gelelim. Bir anne belirir karşımızda, dumanı tüten domates soslarını vakumlayan. Baba karakterinden sonra karşımıza çıkan anne, sevgisini yaptığı kışlık konservelerle gösterir. Konserve sayısı azaldıkça geriliriz bizde. Küf iki tarafa da farklı şeyler söyler. Anneye, sadece gösterme, dile getir, der. Çocuğa, güzel olan ne varsa muhafaza etmenin onu hakikatte korumaya yetmediğini söyler. Sonra karşımıza Kabuk bölümü çıkar. Fazla Uzaklaşmış Olamaz bize uzaklığın mesefeyle değil kalple olduğunu söyler. Kitabı okurken zaman zaman “Anlarsa uzağım yakınımdır. Anlamazsa yakınım uzağımdır,” sözünü hatırladım. Çoğu kez yanı başımızda olan insanların sevgisini anlamayız. Aramızdaki Şey öyküsü gibi... Artık aşmanın zor olduğu bir duvar örülüdür. Yakınımız bir anda uzağımız olur. “Bir kabuk iyileşme belirtisi gibi görünebilir ama yaranın yerini belli etmekten başka nedir ki yaptığı.” Bize bir yaranın da insan gibi geçip gitmeyeceğini
Edebiyat
Fazla Uzaklaşmış OlamazKevser Hattatoğlu · Şule Yayınları · 202518 okunma
Kevser H
Bu güzel inceleme için çok teşekkür ederim. Yüreğinize sağlık 💕💐
Reklam
Bakılmayan pencere, ışık almayan evler
Puan vermedi·128 syf.··
2026 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 18:44
Tuba Karatop, Bakılmayan Pencere'sinin önünde bekliyor okurun yolunu. Yazarken de hikayeleri bu pencerede beklediğine inandım. Öyle kolay gelmez çünkü onlar. Rilke'nin dediği gibi, artık bizden ayırt edilemedikleri zaman çok seyrek bir saatte gelmektedirler. Kitap, yirmi iki ışık almayan öyküden oluşuyor. Karakterlerin, -belki isteyerek bazen de içinde bulundukları koşullar gereği- karanlıkta kalışını izliyoruz. Belli ki pencereye güneş vurmuyor. Belki kalbini açmaktan korkuyorlar hayata. İnsanı, insanın en kırılgan yanlarını, hafızayı, yalnızlığı, ille de yalnızlığı işlemiş Tuba. Okur yalnız hissetmeyecek çünkü kitapta onun gibi biri muhakkak var. Sizinle sesli konuşur gibi başlıyor kitap, sonra içe dönüyor. İçini okutuyor. Anlıyor, empati kuruyor ve bir dost olup kurtarmak istiyorsunuz kahramanı. Oysa o bizi omuz vermeye ve birlikte ağlamaya davet ediyor. *Altını çizdiği bazı satırlar "Bir kar küresindeymişim gibi hissediyorum. Bulunduğum yere tam alıştığımda biri o küreyi ters çevirerek bütün düzeni tepetaklak ediyor." "Ağıt diyorum ama bakma öyle dediğime. Yasaklanan sınırı geçmiyorum. Ağlayışım velveleye isyana dönüşmüyor. Dizlerimi dövüp parçalamıyorum kendimi. Kimseyi galeyana getirmiyorum" "Gerçi ölüm yarım bıraktırır. Bu örgüyü tamamlasaydı eminim başka bir şey yarım kalacaktı." "Ne tuhaf! İlk gördüğümde Kahveli'min özgür olmasını dilerken şimdi benimle bu tutsaklığı devam etsin istiyorum. Kahvelii'm mi dedim? Bana ait değil niçin bu sahiplik! " "Şimdi ben ölünce "Halid öldü." diyecekler. İyi ama hangi Halid?" Okuru ve kıymet vereni çok olsun dilerim. Yazar: Tuba Karatop @tubakaratop Yayınevi : Şule Yayınları @suleyayinlari Tuba Karatop
Edebiyat
Bakılmayan PencereTuba Karatop · Şule Yayınları · 202517 okunma
Tuba Karatop isimli okura yanıt verildi
Kevser H
Rica ederim 🌹🧡