Bir gün içinde iki romanı da okumuş olmasına şaştım doğrusu, bunu da söyledim.
"Okumak derken..."
"O kitapları demek istiyorum, onların birini bile bir günde okuyamaz insan." "Onca sayfa okunur mu hiç ya? Özetlerine baktım."
Bunları söylerken kucağındaki iPad'i işaret ediyordu.
O zaman hayatı, aşkı, ölümü, felsefeyi, edebiyatı 140
karakterlik tweet'lerle ifade eden bir kuşakla konuş- tuğumu daha derinden kavradım. Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi.
Yer yer ağlatan bazen sevinçten bazen hüzün, kederden. Yer yer de şaşırtan, merak uyandıran birbirinden güzel 14 öykü.
İşkence ile öldürülen Devran, sevdiğinin kardeşi donarak öldü bari sevdiği ısınsın diye 3 ardiyeyi (odun satılan depo) yakan Orhan, Aşık olduğu kız ile yakın arkadaşı evlenen ve dilenciye çeyrek altın veren adam, hayatında ilk defa kapkaç yapıp ve yaptığı kıza aşık olan Gazanfer, atama beklerken otobüs şoförlüğü yapan ve aşık olduğu kızı (direnmeden yakalandı) karakola taşıyan 0 annesi ve babası mevsimlik işçi olan veya henüz kendisi de minicik olan, Adana'ya çalışmaya giderken yolda kaza geçirip ailesi ile ölen ve beşiği bir tarafa savrulan minik Baran, neden böyle bir hikaye var dediğim Taş Ocağı hikayesi :), garsonluk yapan ve patronlarına karşı biraz açık sözlü olan Zeynep. Daha bir çok kişi var da ben ilk sıradakileri saydım sadece. Kesinlikle doğuda büyüyen biri iseniz okumalısınız. Batının ne farkı var bilmiyorum fakat doğa aynı doğa soğuk aynı soğuk, kış aynı kış, aşk aynı aşk. Aşk evrenseldir. Herkes okusun herkes aşık olsun. Selahattin Demirtaş