Ünal Babur

Ünal Babur
@unal_1994
İnsan hayal ve zanlarını önce aklıyla karşılaştırıp bu ikisini yoğurur ve hata, bilmezlik, unutkanlık ve kusurluyum ve cehaletle iç içe bir düşünce oluşturur, neticede gaflet ve sapma kuyusuna düşer ve başkalarını da kendisiyle birlikte oraya çeker.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Takvanın en yüksek derecesi ismettir. Aslında İsmet nazari ve ameli aklın nuraniyetidir. Ve masum insanlar, nazari aklına (düşüncelerine) hayal ve vehmin nüfus vermesini engelleyebilecek güce sahiptir. Böylece hay, kusur be mugalâta zeminini ortadan kaldırır; ameli akıl -akılla davranış- sahasında gayriihtiyari öfke ve şehvetin nüfuzunu önler, böylece günah ve kötülüğe bulaşmaz, iradî olarak fazilet ve kemallere doğru hareket eder.
Hişam b. Hakem: “Bütün günahların anası şu dört günahtır: Hırs, kıskançlık, öfke ve şehvet.”
Hak Teâlâ’nın (c.c) ilmi aynen amelidir, ilmiyle ameli de tıpkı kudreti gibidir ve her sıfatı diğeriyle bir ve aynıdır ve tam bir vahdet söz konusudur.
Hz. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurur: “Biz öyle bir aile ve öyle bir soyun mensubuyuz ki, biz dileriz, Rabbimiz de dilediğimizi verir bize. Bu nedenle, bizim hoşumuza gitmeyen amma O’nun sevdiği bir şeyi bizim için dileyecek olursa biz can-u gönülden onu ister ve O’nun dilediği şeye bütün kalbimizle razı oluruz. Harezmî, Maktelu’l-Huseyin, c.1, s.147.