Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi yatıyoruz yanyana.
Öpüşüyoruz, sevişiyoruz da hatta.
Her şey oyunun yasaklarına uygun bir yasak oluyor sonra..
Tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz telli kanlı düğün işte..
Ben, bir cümlenin hissettirdiği yıkımı hafifletmek için cilt cilt kitaplar bitirdim.
Bakmayın burada 3-5 kitap okuduğuma..
Yıkım dolu şarkılar dinledim.
Ve bir iç çekişti..
Sonra hepsi geçti..
Geçmişimle yüzleşecek kadar hata yapmıştım.
Güçlü bir karakterimin neden olmadığını, neden hiç, bir kadını sevip normal insanlar gibi aşk yaşayamayacağımı anlamıştım.
Birini çok sevmek ve bağlı kalmak hep korkuturdu beni.
Olmasını istemediğim bir aşkı seçip yıllarca onun arkasına saklanacak kadar kaçardım başkasının duygularından..
Üstadın da dediği gibi..
“Çiçek vermediğin kadına umut vermenin bir anlamı yok..”
Aslında bu biraz da birinin yanlışı olmayı istememek gibi..
..Belki de..!
Çabuk büyüdüm, hızlıydı büyüyüşüm..
Çok parayla büyüdüm ama harcadığım şeyler beş para etmezdi..
Kararlarımı almakta geç kaldım..
Çevremi ve hayatımı şekillendirmem biraz zaman aldı fakat buna değdi..
Sanırım buna değerdi ..
Şimdilerde bir şeyin doğrusunu aramıyorum.
Yalnızken yapmış olduğum yanlışlar, yanlışlarımdan koca bir yalnız yarattı şimdi..
Ve bu yolun yanlışlığı umurumda değildi, yanlış da olsa yalnız yürümek benim tercihimdi..