“Ben de ölünce, küllerimizi karıştırın ve bizi birlikte gömün. Size bu vazifeyi veriyorum.”
uzun zaman sonra bir kitaba canım çıkana dek ağladım. asla unutmayacağım, tekrar okumaya yüreğim dayanır mı bilemeyeceğim bir kitap oldu benim için. şiirsel ve acı dolu kuir aşkının en zirve temsil edilişlerinden biriydi kesinlikle. nasıl kendime gelirim, buraya yazmaya da devam edebilir miyim artık bilmiyorum. bir süre daha kleopatra-patroklos benzetmesine ağlıyor olacağım. Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller
Deidameia, kadınları benim için dans ettiğinde ne olacağını düşünmüştü acaba? Gerçekten de Akhilleus'u tanımayacağımı mı zannetmişti? Onu yalnızca dokunarak, yalnızca koklayarak bile tanırdım. Ölmüş olsam bile, dünyanın sonu gelmiş olsa bile tanırdım onu.
“Biliyorum. Hem ünlü hem de mutlu olmana asla izin vermezler.” Tek kaşını kaldırdı. “Sana bir sır vereceğim.”
“Söyle.” Böyle davranması hoşuma gidiyordu.
“Hem ünlü hem de mutlu ilk kahraman ben olacağım.” Elimi tuttu, avuçlarımızı birbirine dayadı. “Yemin et.”
“Niye ben yemin ediyorum?”
“Sebebi sensin de ondan. Yemin et.”
“Yemin ediyorum,” dedim. Yanaklarındaki rengin, gözlerindeki alevin içinde kaybolmuştum.