Bir gün, artık çalışması gerekmeyen, düşlemeyi bilen bir toplum olacak;
sevgi dolu, düşlemeye yetecek kadar zengin ve düşlediği için ebediyen
zengin kalacak bir insanlık.
"Özgürlüğünü bir avuç uydurma gerçekliğin içine hapsettin.
Sana dayatılan sahte uykundan uyanmanın, cehennem misali bir yaşam
görüşünü bırakmanın artık zamanı geldi!"
Bir bütün içinde olmamanın eksikliği, insanı cehalet, korku ve kendi
kendini imha etmeye mahkûm eder ve onu hastalıklara, çöküşe,
saldırganlığa, acımasızlığa ve dış dünyada savaşmaya kadar götürür.
Dünya, senin onu düşlediğin gibidir; o bir aynadır. Dışarıda kendi
dünyanı bulursun, yarattığın, düşlediğin dünyayı.
Dışarıda kendini bul! Git ve kim olduğunu gör...
"Ne cüretle 'ben' dersin?" dedi. "Benim dünyamda 'ben' bir küfürdür. 'Ben' içinde taşıdığın ayrılıktır; 'ben' senin yalanlar ordundur.
Kendi 'küçük ben'lerinden birini her söyleyişinde yalan söylüyorsun.
Ancak kim olduğunu biliyorsan 'ben' diyebilirsin; yaşamının efendisiysen
ve bir iraden varsa."