30 yaşında olan postacımız var, bu duygusal adam hayatı boyunca hiç önemli bir şey yapmamış. sadece üniversiteye gitmiş, film izlemiş, müzik dinlemiş, postacı olarak çalışmış ve bu döngüye devam etmiş. hayatı çok sıradan olan bu adam babası ile konuşmuyor, annesini ise 4 5 yıl önce kaybetmiş. annesi kanserden ölüyor, annesine çekmiş adam. rahatsızlanıp da doktora gittiğinde kanser olduğunu öğreniyor. yapılacaklar listesi çıkart(am)ıyor ama yapmak istediği her şeyi yapmış. o da film izlemek ve müzik dinlemek. hayatınızın bu kadar anlamsız olduğunu düşünün - aslında çoğumuz aynıyız, sadece postacı değiliz de bankacıyız ve arada bir farklı şehir görmeyi seviyoruz.-
postacıya hayatın anlamının ne olduğunu buldurmaya çalışan yazar bu hikayede hayattaki anlamın bir arkadaşla sohbet, bir dilim çikolata, bir fincan kahve olduğunu söylüyor. siz de tembel biriyseniz- yahu niçenin dediği gibi hayatın anlamı üstün insan olmak o zaman hemen kendimi kırbaçlim... insan kendini mi kırbaçlar, sadist miyim ben? hiiiiiç uğraşamam. diyorsanız bu kitap sizin başucu kitabınız olabilir.
çok duygusal kitaptı, alerjim var. kaşıntı yapıyo
Sene 2024 ocak şubat aylarındayız. Spora gitmişim sporumu yapmışım geri dönüş yolumdayım, hava 12 derece, hafif yağmur yağıyor. Yer antalya. İnsan nüfusunun az ve insanların eğitimsiz olduğu bir ilçedeyim.
Hava soğuk ama üstümde atlet var, spordan çıktığım için halen sıcağım. Uzakta çöp kutusu gördüm, yanında koca koca kutular. Defterler kitaplar var. Bir sürü ders ve okuma kitabı. Meraklı ben gidip hemen çöpün kenarına koyulmuş kolileri açıp bakmaya başladım. Sofinin dünyası, hukukun temel kavramları, çok fazla kitap vardı. Kitapları seçmeye başladım. Ancak baya bir zaman geçmiş, üşümeye başladım ve çok ıslandım. Yanımda da bir fen lisesi var. Ben çöp kutusunun yanında kış ayında sırılsıklam, ıslanmış ve kolsuz tişört giymiş kaslı elaman elinde 30 kadar kitap var. Gençler liseden çıkıyor, bana bakıp beni gösteriyorlar. Eve gittim ve bu kitabı 2 saatte bitirdim. Bu kitabı okurken açar 3 5 satır okur atarım dedim ama kitap o kadar güzel anlatmış ki, atmaktan vazgeçtim. Kadınların erkeği anlaması için kesinlikle okuması gereken bir kitap.
Kitabı 14 yaşındayken okumuştum, şimdi bir kez daha okudum. Adam hastalık seviyesinde yaratıcı. Douglas Adams ın beyninin içini merak ediyorum ve bu kadar yaratıcı olmasına gıpta ediyorum.
1 yıl kadar önce okumuştum. Beni çok etkilemişti. Sosyalist bir devletin içinde yaşamın nasıl olacağını anlatan bir kitap. Her şeye rağmen mutlu olabilirsin.
Kitabı okuması zevkliydi, yazıldığı zamandan beri çok zaman geçmiş. Olayları 450 sayfada anlatmak yerine 200 sayfaya sığdırabilirdi. Yavaş akıyordu. 2. Kisma geldiğinde okurkan yer yer sıkıldım. İşsiz isem ve okuyacağım 50 60 kitap yoksa okurum. Çok güzel eserler var, onlara zaman ayırmalı.