"Bakın, hepimiz eninde sonunda işçileriz. Yalnızca konumlarımız farklı. Ben ikinizin de tuzağa düşmeme şansını yakalamanızı istiyorum. İnsanı tuzağa düşüren iki duygu var: Korku ve arzu. Onları kendi çıkarınıza kullanın, size zarar vermelerine izin vermeyin. Öğretmem gereken bu işte. Destelerce para kazanmayı öğretmekle ilgilenmiyorum. Bu ne korkunuzu ne de arzunuzu denetim altına alır. Önce korkuyla arzuyu ele almanız, zengin olsanız bile yüksek ücretli köle olmaktan kurtulamazsınız.”
“İnsanı insan yapan duygularıdır. Bizi gerçek kılarlar. Duygu demek olan ‘emosyon' sözcüğünün anlamı mosyonda, yani hareketteki enerjidir. Duygularınızı saklamayın, aklınızı ve duygularınızı kendi yararınız için kullanın, zararınıza değil."
"O da ne?"
"Demin dediklerimi kafanıza takmayın. Yıllar geçtikçe daha iyi kavrayacaksınız. Şimdilik duygularınızı gözlemleyin, onlara tepki vermeyin. Çoğu kimse düşüncelerinin duygularından kaynaklandığını bilmez. Duygularınız sizin duygularınızdır, ama kendi adınıza düşünmeyi de öğrenmelisiniz."
"Çoğu kimsenin bir fiyatı vardır. Korku ve hırs denen insani duygulardır bu fiyatı belirleyen. Öncelikle bizi çok çalışmaya iten parasız kalma korkusudur, maaşımızı alır almaz hırs ya da arzu paranın satın alabileceği onca güzel şeyi düşündürür bize. Düzen böyle kurulur."
"Hangi düzen?" diye sordum.
"Yataktan kalk, işe git, faturaları öde, kalk, işe git, faturaları öde... Onların yaşamlarını çekip çeviren bu iki duygudur, korku ve hırs. Daha çok para teklif etmeye gör, harcamalarını artırarak aynı döngüyü sürdürür giderler. İşte ben buna 'fare yarışı' derim."
"Başka yolu var mı ki?" diye sordu Mike.
"Evet," dedi zengin baba. "Ama bunu bulan çok az kişi var."
Mike bir daha sordu. "Peki o hangi yol?”