"Her cins hadise bir başka türlüsünü davet eder.Demek ki sade ızdıraplarımız, üzüntülerimiz değil, tesellileri, mukavemet çareleri de miraslarımızın arasında..."
"bizde birey olma cesareti yoksa sevgiye asla erişemeyiz, çünkü "sevgi, kişinin bütünlüğünü koruması koşuluyla birleşmedir". Sevgi, güvensizlik hissinden dolayı almak değildir; vermekle, neşenin, ilginin, anlayışın, şakalaşmanın ve üzüntünün, yani içimizde "canlı olan tüm şeylerin ifadesi ve dışavurumuyla" başlar.
Hafızanı yokla ve en son ne zaman belirli bir amacının olduğunu, aslında ne kadar az gününün senin planladığın gibi geçtiğini, en son ne zaman kendi kararlarını verdiğini, ne zaman yüzünün en doğal ifadesine büründüğünü, zihninin ne zaman huzursuz olmadığını, bu kadar uzun bir yaşamda ne iş başardığını, sen neyi kaybettiğinin farkında değilken kaç kişinin senin hayatından çaldığını, manasız kederin, aptalca neşenin, açgözlü arzunun, toplumun baştan çıkarmalarının yaşamından neleri alıp götürdüğünü ve sana ne kadar az ömür kaldığını düşün; vaktinden önce ölmekte olduğunu göreceksin!
Sen, öğrenmedin ama gördün, kendine kendi benliğinden bir kısa tanıklık ettin. Bin kere dönsen şaşıracağın bir yolu yine kaybettin. İyi ki her şey bir kere, sen de her şeyi sadece bir kere yanlış ettin. Yapamadın, yine yapamayacağın yerde tuhaftır tecrübeliydin. Tecrübe hataya mani değil hatayı tanımaya imkan imiş, ama sen hata yapmasan da ne yaptığını aslında bilemeyeceğini öğrendin. İnsanın kötüyü tanıyıp iyiye aşinalık tesis edemeyecek yaradılışta olduğunu bir ara sezdin, sonra o da geçti, eski vehmine yerleştin.