“Kanayan yaraya tuz basmak gibi bu, acıya ne kadar dayanabileceğini görmeye çalışıyorsun çünkü sınırlarını bilirsen üzerinde hâkimiyet kuruyorsun bir nebze.”
“Hikâyem sıradışı değildi. Hatta tersine, epey basmakalıptı. Bütün kızların bir tecavüz hikâyesi yoktur. Ama neredeyse bütün kızların ‘Emin değilim, hoşuma gitmedi ama tam olarak tecavüz diyemem’ hikâyesi vardır.”
“ ‘Ekranda yazamıyorum işte,’ demişti vaktiyle. ‘Basılı hâliyle görmem lazım. Kelimenin somutluğunun verdiği güvenle alakalı bir şey bu. Kalıcı geliyor bu şekilde, sanki yarattığım her şeyin bir ağırlığı varmış gibi. Beni dizginliyor; düşüncelerimi durulaştırıp daha dolambaçsız, daha net olmaya zorluyor.’ “
“Kitleler hiçbir zaman kendiliklerinden ayaklanmaz, sırf baskı görüyorlar diye isyan etmezler. Aslında siz o kitleleri karşılaştırma yapmak için gerekli ölçütlerden yoksun bıraktığınız sürece baskı gördüklerini bile fark etmezler.”