“Ataerkillik, kadını doğduğu andan başlayarak hem zihin hem de beden olarak öyle bir eğitir,şekillendirir ki kadın aslında kendi durumunu,yani ondan beklenen içkinlikte ikamet etme ve kendi varlığını erkeğe ve çocuklarına adama durumunu bir zorlanma olarak yaşamayabilir. İnsanın içinde bulunduğu ezilme koşullarını doğal kabul etmesi veya eşitsizliği sorgulamaması, yani ezilende zorlanma bilincinin olmaması,zorlamanın var olmadığını göstermez. Bu daha ziyade ezilmenin doğal bir şeymiş veya kadermiş gibi yaşandığının ve meşrulaştırılarak görünmez kılındığının bir göstergesi olabilir. Kadın,kendisinden beklenen,hayatını erkeğe ve diğer aile bireylerine adama durumunu bir değer alarak benimseyebilir,isteyebilir,savunabilir,başka hemcinslerinden de aynı adanmayı talep edebilir,hatta onlara bunu norm olarak dayatabilir.”