s

“Erkeği kadına bağımlı kılan biyolojik gereksinim -cinsel arzu ve soyunu sürdürme arzusu- kadının toplumsal olarak özgürleşmesini saağlamamıştır. Efendi ve köle de, köleye özgürlük getirmeyen bir karşılıklı ekonomik gereksinimle birbirine bağlıdır. Çünkü efendi-köle ilişkisinde efendi, başkaya duyduğu gereksinimi ortaya koymaz; bu gereksinimi karşılama gücünü elinde tutar ve gereksinimini dolayımlamaz. Buna karşılık köle, bağımlılıktan olsun, umut ya da korku içinde olduğu için olsun, efendiye duyduğu gereksinimi içselleştirir.”
Sayfa 31·Kitabı okuyor
Reklam
“Beauvoir biyolojik varlığının kadını türün devamlılığını sürdürme işine indirgenmeye, türe esir olmaya müsait kıldığını tespit eder. Buna karşın erkeğe de cinsel birleşmenin ardından doğabilecek çocuğun veya çocukların sorumluluğunu almadan başka dişileri döllemeye gidebilecek bir varlık olma imkanı biyolojik olarak verilmiştir. Ancak kadın biyolojik varlığının onu zorladığı şeye teslim olmak zorunda olmadığı gibi, erkek de “doğal” güdülerine teslim olmak zorunda değildir. İkisi de biyolojik varlığını aşabilir, kültür bunu mümkün kılar.”
Sayfa 21·Kitabı okuyor
“Ataerkillik, kadını doğduğu andan başlayarak hem zihin hem de beden olarak öyle bir eğitir,şekillendirir ki kadın aslında kendi durumunu,yani ondan beklenen içkinlikte ikamet etme ve kendi varlığını erkeğe ve çocuklarına adama durumunu bir zorlanma olarak yaşamayabilir. İnsanın içinde bulunduğu ezilme koşullarını doğal kabul etmesi veya eşitsizliği sorgulamaması, yani ezilende zorlanma bilincinin olmaması,zorlamanın var olmadığını göstermez. Bu daha ziyade ezilmenin doğal bir şeymiş veya kadermiş gibi yaşandığının ve meşrulaştırılarak görünmez kılındığının bir göstergesi olabilir. Kadın,kendisinden beklenen,hayatını erkeğe ve diğer aile bireylerine adama durumunu bir değer alarak benimseyebilir,isteyebilir,savunabilir,başka hemcinslerinden de aynı adanmayı talep edebilir,hatta onlara bunu norm olarak dayatabilir.”
Sayfa 16·Kitabı okuyor
“Herkesin özgür olduğu dünya,insanlar kötü olduğu ve başkası bana zarar verebileceği için tehlikeli bir dünya değil midir? Herkesin Tanrı’dan korktuğu veya bir liderin emirlerine itaat ettiği bir dünya hepimiz için daha güvenli ve barışçıl olmaz mı? Peki ama mutlak gücün,emirlerin güçsüzleri koruyacağı bir düzen yaratacağı ne malum? Adaleti mutlak güçten beklemek belki de en büyük yanılsamadır (…) Özgürlüğümüz, adaletin yerine gelmediği durumlarda bize mücadele etme ve adaletin yerine gelmesi için harekete geçme imkânı verir. Özgürlük savunulmadığında,devre dışı kaldığında, geriye adaletsizlikleri gizleyen ve güçlüden yana bir sistem kalır.”
Sayfa 14·Kitabı okuyor
“Ama proleterler bir şekilde güçlerinin farkına bir varsaydılar,gizli işbirliği yapmalarına gerek yoktu. Ayağa kalkıp sinekleri kaçırtmak için silkinen atlar gibi silkinmeleri yeterdi. Karar verseler yarın sabah Parti’yi havaya uçurur,paramparça edebilirlerdi. Hiç kuşku yok er ya da geç bunu yapmak akıllarına gelecekti. Ama...”
Sayfa 95·Kitabı okudu
Reklam