“Bilmek ve bilmemek, bütün doğruyu bilirken özenle kurgulanmış yalanlar söylemek, çelişik olduklarını bile bile, birbirlerini dengeleyen iki görüşe aynı anda sahip olmak, mantığa karşı mantık kullanmak, ahlakı kimseye bırakmazken ahlak diye bir şey tanımamak, demokrasinin olanaksız olduğunu ileri sürerken Parti’miz, demokrasinin güvencesidir demektir, unutulması gereken her şeyi unutmak, gerektiği zaman da aynı seyleri belleklerde yeniden tazelemek ve sonra yine hemen unutmak, hepsinden önemlisi de bütün bu işlemi, bu sürecin kendisine uygulamak demektir.”
“Amaç sonuçta insanın içini boşaltmak, insanı hiç ‘desteksiz’, sevgisiz, duygusuz, aşksız, cinselliksiz, tarihsiz, duygusuz, geçmişsiz ve güçsüz bırakmak, sonsuza kadar yönetilir hale getirmek.”
“Eskiden kalma ‘siyasal özgürlük’, ‘düşünce özgürlüğü’ gibi tamlamalardaki anlamı artık kullanılmaz çünkü artık siyasal özgürlük, düşünce özgürlüğü diye bir şey kavram olarak bile yoktur, sonuçta bunların ister istemez adı da yoktur.”
"Aidiyet muğlak bir durumdur. Mesela bu pencere. Aynı yerde olsak bile aramızda o cam tabakasının olması, sanki diğer tarafta olup bitenler önemsizmiş gibi hissetmemize neden oluyor. Oysa bu bölmeyi çıkarsak anında aynı tarafta gibi hissederiz. Görmek ve görülmek aynı şeydir.”