7/10
·440 syf.··
2026 26. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:41
“İnsan yaşadıklarını korktuğu için unutur ya da utandığı için…” 𓍯 Ayfer Tunç ~ Annemin Uyurgezer Geceleri 7/10 Ayfer Tunç, bu romanda yalnızca bir ailenin hikâyesinden ziyade hafızanın nasıl çalıştığını, insanın kendini koruyabilmek için neleri unuttuğunu ve unutulan hiçbir şeyin aslında gerçekten kaybolmadığını anlatıyor. Geçmiş; sustukça büyüyen, bastırıldıkça bugünü yöneten görünmez bir mirasa dönüşüyor… İnsan gerçekten geçmişinden kurtulabilir mi? Çocuklukta eksik kalan sevgi, söylenmeyen sözler ve yıllarca taşınan kırgınlıklar yalnızca yaşayanları değil, sonraki kuşakları da biçimlendiriyor. Bazen bir yara, onu açan kişiden daha uzun yaşıyor… Roman boyunca karakterler birbirini anlamaya çalışmaktan çok birbirinin yaralarını derinleştiriyor. Sevgiyle bağımlılık, fedakârlıkla kontrol etme arzusu ve suskunlukla kabulleniş sık sık birbirine karışıyor. Kimse tamamen suçlu değil; ama kimse de geçmişin yükünden bütünüyle kurtulamıyor… Ayfer Tunç’un kalemine hayran olduğum çok kitap oldu; fakat bu romanında uzun cümleler, sık tekrarlar ve yer yer gereğinden fazla uzayan bölümler okuma ritmimi zaman zaman sekteye uğrattı. Buna rağmen insan belleğine, aile bağlarına ve kuşaklar boyunca taşınan yaralara dair kurduğu düşünsel zemin oldukça güçlüydü. Her ne kadar okurken beni zorlayan tarafları olsa da, bitirdiğimde üzerine düşünmeye devam ettiğim romanlardan biri olarak kaldı… “Oysa unutmak insan beyninin hayatı sürdürebilmek için bulduğu en muhteşem çözümdü.” (12) “Kendini sevmeyen hiç kimseyi sevemez.. Önce kendini sevmeyi öğren!” (158) “Yaralanınca insanın annesine ihtiyacı olurdu.” (225) En ağır miras, hiç konuşulmayanlardır .. Keyifli Okumalar .. . . .
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,3bin okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 17:05
Özgen Biçgin | Kontrol Kulesi : Son Talimat “Bazı insanlar, unutmak için yaşar. Bazıları ise yaşamak için unutur.” Sıradan bir iş günü, en fazla ne kadar sıradanlıktan çıkabilir? Esenboğa Havalimanı’nın kontrol kulesinde çalışan Selim, Emre, Rana ve Tunç bir anda dış dünyadan kopuyor. Kapılar kilitleniyor ve gökyüzünde yüzlerce insanın hayatı onların vereceği kararlara, gösterecekleri yollara bağlı kalıyor. Soğukkanlılıkla ilerletmek zorunda oldukları bir görev, verecekleri kararların ağırlıkları…. Panik olmamalı, hata yapmamalılar. Açıkçası bu kadar gerileceğimi ve heyecanlanacağımı tahmin etmemiştim. Ne karar vereceklerini, neler olacağını merak ederek çevirdim sayfaları. Elimden bırakamadan okuduğum bir kitap oldu. Sık sık da düşündüm. Ben o ekibin yerinde, onlardan biri olsaydım; o baskı altında işimi ne kadar yapabilirdim? Nasıl kararlar alabilirdim? Ya da yapabilir miydim? Temposu hiç düşmeyen, sürükleyici ve merak duygusunu diri tutan bir yolculuktu. Bir oturuşta bitirebileceğiniz bir kitap. Hatta kitabı bitirdikten sonra kontrol kulelerine bakışınız bile biraz değişecek diyebilirim. O zaman keyifle okunsun
Kontrol Kulesi: Son TalimatÖzgen Biçgin · Eksik Parça Yayınları · 202611 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Unutmak Kurtuluşsa, Hatırlamak Neden Hâlâ İnsan Kalmanın Bedeli?
Puan vermedi·274 syf.··
2026 133. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:13
I—BAŞLANGIÇ: Şimal Yıldızı: Unutmanın Kurtuluş, Hatırlamanın Yangın Olduğu Bir Dünya Bazı kitaplar vardır; kapağını kapatırsınız ama içindeki karanlık bir süre daha odada kalır. Şimal Yıldızı benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Oğuz Yılmaz, bu eserinde sadece yıkılmış bir dünyanın hikâyesini anlatmıyor; yıkılmış insanın, kırılmış hafızanın, susmuş vicdanın ve hâlâ bir yerlerde titrek de olsa yanmaya çalışan umudun hikâyesini anlatıyor. Kitabı okurken şunu çok net hissettim: Burada asıl mesele dünyanın sonu değil; insanın, dünyanın sonundan sonra bile insan kalıp kalamayacağı. II—İNCELEME: Romanın atmosferi karanlık. Hatta yer yer insanın içine işleyen, boğucu, sisli ve soğuk bir karanlık bu. Ama bu karanlık sıradan bir dekor değil. Yazar, distopik bir evren kurarken aslında bugünün insanına da ayna tutuyor. Çünkü kitapta gördüğümüz o yıkım, sadece dışarıdaki şehirlerde, sistemlerde, düzenlerde yaşanmıyor; insanın içinde de yaşanıyor. Hafıza, unutmak, geçmiş, korku, kibir, inanç, yara, direniş ve insan kalma meselesi romanın damarlarında dolaşıyor. Hele bazı cümleler var ki, insan onları okuyup geçemiyor. Bir yerde durmak, nefes almak, hatta kendi içindeki eski defterlere bakmak zorunda kalıyor. Bu kitabın en güçlü tarafı bence tam da burada: Oğuz Yılmaz, büyük büyük olaylar anlatırken bile insanın en küçük iç sızısını unutmuyor. Distopya yazıyor ama kalbi ihmal etmiyor. Karanlık bir dünya kuruyor ama o dünyanın ortasına insanın iç yangınını yerleştiriyor. Kitapta unutmak bir nimet mi, yoksa insanın kendinden vazgeçmesi mi? Hatırlamak bir lanet mi, yoksa insan kalmanın son şartı mı? Geçmiş gerçekten geride bırakılabilir mi, yoksa insan nereye giderse gitsin kendi kuyusunu da yanında mı taşır? İşte
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202650 okunma
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 07:41
"Unutmak" çoğu zaman kötü bir şeymiş gibi düşünsek de, aslında bir yaşama tutunma aracıdır. Her şeyi hatırlamak, çok zor ve yorucu olsa gerek. Şehnaz, hiçbir şeyi unutamayan, unutamamayı zor tarafından yaşayan bir kadın. Romanda kadınların çoğunluğu çok hoşuma gitti. Anne kız, büyükanne ve öncesi arasındaki bağ genetik ve duygusal aktarım çok güzel hislenmiş. Bol virgüllü, başladı mı bitmeyen Ayfer Tunç'a has cümleler, aslında Şehnaz'ın kafasının içindeki yankılar gibiydi. İnsan ruhunun karmaşıklığını çok güzel yansıtmış. Bazen bu düşüncelerin yoğunluğu beni yorsa da okumaktan zevk aldım
Edebiyat
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,3bin okunma
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
#fundaokuyupyorumluyor Günümüz insanının aslında hep yakındığı zaman yetersizliği. Zaman üzerindeki kontrolünü kaybetmesiyle mücadele edememek. Sürekli yetişilmesi gereken işler, bitmeyen sorumluluklar ve başkalarının önceliklerine göre şekillenen günler, bireyi kendi hayatından uzaklaştırması. Yazarımız bu konuda oldukça önemli bir farkındalık oluşturmuş. Sorun zamanı yönetememek değil, asıl sorun, zamanı kimin için ve ne uğruna kullandığımızı unutmak olmuştur. Kitapta klasik kişisel gelişim kitaplarının yaptığı gibi daha çok iş yaparsan daha verimli olursun anlayışında olmayıp zamanla kurduğumuz ilişkiyi yeniden tanımlayarak ele almış. Şöyle ki, zamanı bir rakip ya da sürekli peşinden koşulması gereken bir kavram olarak değil, anlamlı bir yaşamın temel unsuru olarak görmeye davet ediyor. Kitap, teorik bilgileri doğrudan sıralamak yerine Eren ve Bilge karakterleri üzerinden ilerleyen sembolik bir hikâye ile kurgulanıyor. Bu iki karakter aracılığıyla okuyucu yalnızca bilgi edinmiyor aynı zamanda kendi yaşamını sorgulayabileceği metaforlarla karşılaşıyor. Ay, arı, kristal, sekoya ağacı ve kovan gibi. Yazarın dili oldukça sade, anlaşılır ve samimi. Akademik kavramları anlaşırlır bir şekilde aktarırken okuyucuyu sürekli düşünmeye teşvik ediyor. Özellikle zaman yönetimi işlerin hızına yetişmek değil, yaşamın özünü sahiplenmektir, düşüncesi kitabın temel mesajını güçlü bir biçimde özetlemiş nitelikte. Kronos Bilgeliği, zamanı daha verimli kullanmayı öğretmekten çok, zamanla kurduğumuz ilişkiyi dönüştürmeyi amaçlayan bir eser. Modern yaşamın hızına kapılmış, sürekli bir şeylere yetişmeye çalışan, kendine vakit ayıramadığını hisseden herkes için önemli farkındalıklar sunuyor. Kişisel gelişim ile hikâye anlatıcılığını başarılı biçimde harmanlayan kitap, yalnızca okunup
Kronos BilgeliğiBora Erkmen · Ceres Yayınları · 08 okunma
Unutmak istemediğim mesaj
Puan vermedi·296 syf.··
2026 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 03:46
Her zaman elimizde olmayan şeyleri, seçmediğimiz hayatları düşünüp mutsuz ediyoruz kendimizi. Mutlu olmak için büyük şeylere sahip olmaya gerek yok, küçük şeylerle yetinebilmeli, kendi potansiyelimizi farkına varmalıyız. Ayrıca dünyanın bütün imkanlarının ayaklarımızın altına serildiği bir durumda bile sevginin yoksunluğu hayatı anlamsızlaştırmaya yetiyor. “Sevgi olmadan hiçbirinin anlamı yok.”
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,7bin okunma